Los Angeles Notları
Posted on | November 20, 2009 | 1 yorum
Microsoft PDC 2009′a ait teknik notlarımızı bulutların arasında yazıyoruz. Burası işin şahsa özel kısmı. İlginize teşekkür ederiz sevgili okuyucu.
Aşağıdaki satırlar, serseri çağrışımlardan mülhem olabilir. Dikkatli tüketiniz.
…
Microsoft, neden böyle bir salonu seçti? Neden insanlar 1 ve 0′ları bu kadar özümsemişler. 1 var ise 0 da mı olmalı aynı yerde? Sıfır, cipher. Hepsi aynı kökten geliyor bu arada. Nişanyan‘a bakın vakit olduğunda.
Pisuvarların paravanları yok ise ne yaparsınız? Klozetlerin yüksek olmayan ve yere kadar değmeyen gudik paravanlarla ayrılmasına ne dersiniz? Çıkıştaki bu kapıcığa ne dersiniz?
Bazen kelimelerle anlatamazsınız yaşadığınız hissi. Aynı şeyi Türkçe ve bu memlekette düşündüğünüzde yüzünüzde bir gülümseme olacaktır kesinlikle. Şaşırmayın. Şaşırmayın çünkü siz de “xyz 200 m. geride” gibi tabelalar yazıyorsunuz sağa sola.
…
Ekvatora yakın olmak işe yarıyor. İstanbul’a göre üşümüyoruz. Ama geceleri olanları sormayın. Şehre buzdolabı iniyor. Arabadaki su, donuyor. İnsanın içi Ankara gibi üşüyor. Okyanusun öfkesi ensenizde!
…
Elektriğe inanmak!
Konferans merkezinde her yerde priz var. Elektrik hiç bu kadar kutsanmamıştı. Allah razı olsun düşünceli insanlardan. Yazılımcı etkinliği olunca kelle başına iki laptop bir pda düşüyor bu devasa yerde. Havada uçuşan bit’leri görebilirsiniz, keskinse gözleriniz. Wireless network’ün kalabalık olan günde yamulduğunu görmek nasip oldu.
…
Fuar merkezine park etmek paralı. Bunu sponsor edecek bir firma bulamadınız mı Microsoft? Ne lüzum var?
…
Okyanusun kenarında beni bekleyen bir balık ekmek hayal ediyorum. Hayal işte.
…
Yoldan bir Amerikalı çevirin. Gömleğini kibarca sıyırın. Sonra kolcağızını kesin. Akan şey %99 ihtimalle “proudly brewed Starbucks Coffee” olacaktır. Biz de çay demliyoruz fakat hiç bundan dolayı onur duymamıştık. Memleketimizde, “Starbucks Amerika’da kahvehane, İstanbul’da tiki mekanı” diyenlere söyleyelim ki… önceki tecrübelerimle de doğruladığım üzere Starbucks Amerika’da kahvehane değil. Bir ibadethane. O nedenle ülkemizdeki hâlini aynı bağlamda değerlendiremeyiz. Lütfen.
Eleştirecekseniz şunu diyebilirsiniz. Neden Amerika’daki kahve tadı bu kadar hoş da bizimkiler çamur gibi? Neden bizde taze kahve arayışı yok? Yok işte. Kahve memleketi değiliz. Türk kahvesi denen şeyin bile çekirdekleri Brezilya’dan geliyor. Hatta sözlük ortamındaki bir kahve mütehassısına göre çürük çekirdekler gelip Kurukahveci Çelebi oluyor. Hâsılı, bu kıtada çok güzel kahve yapılıyor ve sabahları burcu burcu kokusu yayılıyor.
Akşamları ise Starbucks’un en sakin zamanları. Neden acaba? Biraz düşünün.
…
Eğitimsiz bir şekilde araba kullanmak imkansız. Hemen göze batarsınız ve alırlar sizi LAPD bürosuna. Yolları parmağında oynatan, esnekliği seven Türk insanı için çok komplike ve katı trafik tarzı söz konusu. Ben ki o kadar bilinçliyken çeşitli ihlaller yapabildim.
Birkaç LAPD arabası ve aynasızı görerek meramımıza ermiş olduk. Suçlularla olan çetin mücadelelerinde başarılar dileriz.
…
Amerika’da boğazımdan en çok geçen şey sıvı liginde Starbucks, katı liginde Snickers. Bunun dışında bu memleketin yenecek bir şeyini göremiyorum. Uzaktan gelen kokusu bile koşarak uzaklaşmama neden olabiliyor. Evet sevgili okuyucu. O büyük salonda, elini attığı her şeyde Yahudilere ait Kosher işaretini arayan biziz. Sevdiğimiz harfler: K, U ve D. İsrail’den gelip burada ağzıma hoş gelen her şeyi yerim diyen Musevi arkadaş aracılığıyla tüm İsrail’e de teşekkürlerimizi ilettim. Çünkü o değerli işaretler olmasaydı sanırım aç kalacaktık.
İlginç bir nokta da şu. Şubeleri olan büyükçe bir zincir markette İçim beyaz peynir, Marmara Birlik zeytin, Tukaş salça ve Halley gibi ürünler görmek gözlerimizi yaşarttı. Üstelik hepiciği, Türkiye fiyatından daha ucuza satılıyordu.
…
Herkes birbirine gülümseyerek selam veriyor. Yalandan da olsa, bizim unuttuğumuz bir haslet. Şimdi bana, eskiden pencere önü saksı renklerinin bile bir anlamı varmış hikayesini anlattırmayın. Selam alın, selam verin. Muhabbete can verin.
…
En iyi Süleyman Kalaycı dilinden veda edilir buralara.
Yaşamak, tek boyutlu resim gibi
Sokaklar esir kampı, yığınlarda ihanet…
Yorumlar
Yorum to “Los Angeles Notları”
Yorum yazabilirsiniz


December 8th, 2009 @ 13:35
Tüm Starbucks Coffee’lerde içecekler aynı standartlar ile hazırlanmaktadır. Bizler de misafirlerimize dünyanın en kaliteli arabica çekirdeklerini sunmaktayız. Mağazalarımızın lokasyonlarına bağlı olarak farklı saatlerde misafirlerimizi ağırlıyor ve kendilerine özel Starbucks Deneyimlerini yaşamaları için çalışıyoruz.
Kumru Kermen
Asistan Marka Müdürü – Müşteri İlişkileri
Starbucks Coffee Türkiye