Muhammed Cuma Tahiroğlu

dünya sürgününde…

Helvayı Sevdiğini Bilmemek

Posted on | November 30, 2009 | Yorum yazılmadı

Uzun süreli bir seyahate çıkacakken yanınıza alacağınız üç şeyden birisi ne olurdu?

Benim cevabım hazır. Uygulamamla da cevabımı teyid etmiş bulunuyorum. Geçen haftaki gidiş seferimde, uçağın kargo bölümünde, minnoş minnoş sallanan ve ancak dikey yürütülebilen valizin içerisinde, yerel bir market poşetinin içinde o şey duruyordu evet: Antepfıstıklı tahin helvası.

Bu fıstıklı helva, hep kısa yolculuklara programlamışken kendini görebileceği en uzun yolculuğu görüyordu belki. O da sevildiğinden habersizdi.

Günümüz insanının önemli bir farkındasızlığı var: helva. Hem bunu diğer yıl arkadaşlarıma anlatmak hem de bir haftalığına memleketi helva yiyerek yad etmek için aldım yanına kendilerini. 500 gr idi.

İlker arkadaşımızın Nutella’lı sandeviçleri arasında koca bir dilim yatırıyordum. İlk gün teklifsiz yapmıştım bu helva katkısını. İkinci gün kendi istemeye başladı.

Neden?

Çünkü insanımız helvayı sevdiğini bilmiyor. Bu kadar güzel bir kahvaltı yoldaşını neden market raflarında kurumaya mahkum ediyoruz aklım almıyor. Memleketimizin dört tarafı helvayla kaplı. Her yörenin bir helvası, her helvanın bir hikayesi…

Helva deyince milletin aklına sadece ölülere yapılan un helvası geliyor sanırım.

Uyanın ey millet. Helva yaşayanlara da can veriyor! Zengin ürün gamıyla ağız tadınıza, kalbinize ve geçmişle olan bağınıza hitap ediyor.

Bu sabah helvaya bir şans verin.

Yorumlar

Yorum yazabilirsiniz





  • Neredesiniz?

    Son derece şahsî bir web günlüğündesiniz. Yazanın kim olduğunu merak ederseniz, buyrun. Yazılanlar ne kadar enteresan olursa olsun, muharririnden başka hiçbir kişi ya da kurumu enterese etmez, etmemelidir.

  • Ara