Muhammed Cuma Tahiroğlu

dünya sürgününde…

Günahlarımızın Ağır Bedeli

Posted on | December 13, 2009 | 2 yorum

Adalet isteyemiyoruz bu dünyada. Çünkü insan eliyle dağıtılacak adaletin adalet olmayacağı, tarih kitaplarından, haber bültenlerinden, sinema filmlerinden, yaşadıklarımızdan, duyduklarımızdan… bildiğimiz gibi besbelli! Bir insana, adaleti, hürriyeti başka bir insan sağlayamadı bugüne kadar. Bir insan, başka bir insanın terazisi olamadı.

Bu işler, insanoğluna göre değil azizim. Çünkü insanoğlu, şaşkın bir teraziye sahip. Hani zabıtaların teftiş ettiği o bozuk terazilerden bir tane de insanın içinde var. Her önüne geleni, o teraziye vuruyor.

Adalet burada tecelli etmiyor.

Ne oluyor sonra? Günahlar yağıyor üzerimize. “Günah”ı, dini bir terim olarak değil, hayat çevrimlerindeki “bug”lar olarak değerlendirin. İnsanoğlu’nun ardında bıraktığı iz, Ümraniye Çöplüğü gibi bir dev günah yığını.

Sizinle beraber yaşadığımız bu aynı dünyada, güvenlik için harcanan kaynakları bir aklınızın ucuna getirin. Dilimizle telaffuz edemeyeceğimiz miktarlarda kaynak, güvenlik için, savunma için, taarruz için, savaş için, kan için… akıyor.

Günah, insanoğlunun ortak kültürü olmuş artık. Bir bakıyorsunuz, Barack Obama, aldığı barış ödülünü günahlarının keffareti kabul ediyor. Günah işleyeceğim ve barış olacak! Günahlar üzerine kurulu bir barışın hiçbir zaman olmayacağını sağır sultan anlamadı mı artık!

İnternet güvenliği, günahın en popüler olduğu yerlerden birisi. Oraya bir bakıyorsunuz. Milyonlarca insan günah işlemek için çırpınıyor. Bir o kadarı da bu günahlara karşı kendini korumak için. Düşünün ki ne büyük paralar, sırf bu koruma sistemlerini kurma, yaşatma için harcanıyor.

Belki Matrix filmindeki gibi fiziki bir canavar yaratmadık ama öz be öz kendi günahlarımızla ortak bir “günah imparatorluğu” kurduk. Sınırları olmayan koskoca, görkemli bir imparatorluk. Dünyanın servetini bu imparatorluk sömürüyor.

Sizce ey okurum, şu günah imparatorluğu safsatası olmasa, hani şu “adalet” dediğimiz şey gerçekten tecelli etse, bu dünyanın bütün serveti, bütünü kaynakları, üzerinde yaşayan herkese yetmez mi? Fakirlikten kavrulan Afrika bile coşmaz mı? Evsizlerin hepsinin birer evi olamaz mı? Tüm sorunlar çözülüvermez mi?

Düşünüyorum, belki teoride böyle çıksa bile pratikte yine olamayacak! Heyhât.

Dünya, bu beyhûde umutların yeri değil. Biz yine şarkılar söyleyip günahlar biriktirmeye ve günahları karşılamaya devam edeceğiz.

Nobel Barış Ödülü alacağız. Güvenlik sistemleri kuracağız. Çantamız çalınmasın diye boynumuza asacağız. İnternet Şubesi’ne iki faktör doğrulamayla gireceğiz. Oturduğumuz siteye 24 saatlik bekçi tutacağız. Bahçelerin etrafını dikenli tellerle ihata edeceğiz. Arazileri mayınlarla ziynetlendireceğiz. Yapacağız da yapacağız.

Bir gün tüm bu paralel akımların durdurulduğu, yazılımcı tabiriyle thread’lerin senkronize edildiği bir anda bu kadar ömrümüzü neyle geçirdiğimize bakıp şaşırıp kalacağız.

Evet, şaşkın bir terazimiz var.
Adalet için de çok erken.

Yorumlar

2 yorum to “Günahlarımızın Ağır Bedeli”

  1. Caner
    December 13th, 2009 @ 13:54

    Bize bir Simeranya gerek ki bu adaletsiz günlerimizdeki gibi konuşup batmaya, eşitsizliğe, yanlış anlaşılmaya sebep olmayalım; göz göze gelelim ve birbirimizi anlayalım.

    Umudumuzu hiç yitirmeyelim.

  2. Mehmet
    December 21st, 2009 @ 22:21

    Adalet: Her hak sahibine hakkını vermektir. Adalet iyiyi hakedene mükafat; cezayı hakkedene ise cezasını vermeyi iktiza eder. Hayatımızın her anında gizli bir el tarafından bizim tahayyül edemeyeceğiz tarzda; bağlantılar silsilesi bir araya getirilerek her hak sahibine hak ettiği veriliyor. Hakkın bir kısmı anında veriliyor bir kısmı ise daha büyük bir mahkemede büyük celseler sonucunda verilecektir.

Yorum yazabilirsiniz





  • Neredesiniz?

    Son derece şahsî bir web günlüğündesiniz. Yazanın kim olduğunu merak ederseniz, buyrun. Yazılanlar ne kadar enteresan olursa olsun, muharririnden başka hiçbir kişi ya da kurumu enterese etmez, etmemelidir.

  • Ara