Teşekkürler Sana
Posted on | December 25, 2009 | Yorum yazılmadı
Bir soğuk Aralık, bir sıcak Cuma gecesinde başlamış bu uzun hikâyemiz.
Karlar düşerken, şirin Anadolu kasabasının itaatkâr çatılarına, usul usul. Işıklar ürkek bakarken camdan dışarı. Aynen şâirin aklından geçen gibi:
“Lambada titreyen alev, üşüyor…”
Gözleri görmüyor, aklı şaşıyor adamın. Yeni bir yola düşerken bu soğuk günde. Sonradan “yol onun, varlık onun” diye belleyeceği dikenli bir yola…
Neler var bu yolda? Hiçbir şey belli değil. Yaşayacak, görecek, üzülecek, sevinecek, gözlerini ovuştura ovuştura uyuyayak. Çalınan oyuncağını özleyecek. Arayacak, okuyacak. Merak edip ansiklopediler karıştıracak. Memleket meselelerine kafa yoracak. Ara sıra sinemaya gidecek. Suskun şehirler bırakacak ardında:

Hikâye başladığı yere hiç dönmüyor. Hep başka diyarlarda geçiyor, izleyen sahneler. Oğuzeli, hiç mi hiç İstanbul’a bağlanmıyor.
Şimdi bugün, işte bugün, o hikâyenin başladığı günlerden bir gün. Kar görmemiş bir İstanbul günü, bir sıcak Cuma, bir sıcak Espresso eşliğinde iç içe geçiyor yaşadığımız lahzayla.
İyi ki doğmuşsun be adam. İyi ölürsün inşallah.
Yorumlar
Yorum yazabilirsiniz