Muhammed Cuma Tahiroğlu

dünya sürgününde…

İnternet Saçmalamaya Başladığında…

Posted on | May 8, 2009 | 1 yorum

İnterneti kolay bulmadık. Henüz daha hayatımızda “i”si bile yokken matbu dergimizde ARPANET’ten bahsedecek kadar yüzsüzdük, o ayrı. Çok güzel oldu bulduğumuz. Arkadaşımla ICQ üzerinden konuşmayı mucizevi kılan bir şey vardı bu internette. Yazmak, çizmek ve sonrasında insanî tepkiler almak!

Şimdi gelin internetin hayatımızda durduğu yere bakın.

Evet, hani bir zamanlar televizyon sadece belli evlerdeymiş de herkes o eve gidermiş özel bir yayını izlemeye. Yılmaz Erdoğan’ın filmi bile yapmıştı bunu, görmüşsünüzdür. İşte o hesap, internetin sadece belli evlerde olduğu ve meselâ ÖSYM sonuçları için insanların pencere önünde beklediği günler de geçti. İnternet herkesin hayatının bir yerine kondu ve karşılıklı alışveriş başladı.

Alışverişte bir denge sorunu var. İnternet bize verdiğinden daha fazlasını alıyor bizden.

En basitinden bir Google arama geçmişimiz bile bizim ne menem bir adam olduğumuzu gözler önüne seriyor. Facebook veya benzeri mahallelerde nasıl dolaştığımız kayıtlar altında. Sürekli veriyoruz içimizdekileri. Sürekli seviyoruz, paylaşıyoruz, bitiriyoruz, tüketiyoruz.

En son tüketeceğimiz şeyi ise sürdüler önümüze: mikro-bloglama. Artık af buyurun sadece “ne halt yediğimizi” içeren blog’ları sıradan bir şekilde duyuracağız. Evet, basit cümleler. Cümle bile olmayan kelime toplulukları. Yargı ve yüklem yok. Leblebinin sadece “leb” kısmı. Dünyaya ne olup bitiyor, insanlara ne olup bitiyor. Hepsi mikro blog’larda. Hepsi twitter’da. Sürekli twit’leyen milyarlarca insan. O kadar twit’kolik olmuşlar ki başka twit’leri okuyacak mecalleri kalmamış. Herkes birileri okusun diye twit’lemiş ama kimse kimsenin twit’ini okumaya yetişememiş.

İnterneti kullanma şeklimizi neden bu kadar ayağa düşürdünüz a gafil start-up’çılar, a beynamaz fırsatçılar!

Sıradan blog yazmada edebi bir değer vardı, saygı duyardık biz. Ahmet Turan Alkan gibi köşe yazamasak da üfürükten teyyare bir şeyler karalıyoruz derdik. Cümle kurmaya çalışırdık kastıra kastıra. Zihni mesai harcardık. Hayırseverin birisi trackback/pingback diye bir olay sürmüştü; biri bizim yazıya atıfta bulunsa haberimiz olurdu, linki zıplardı. Yazı yazmak güzeldi be İnternetin Kızı!

Bu evrim; daha doğrusu r-evrim iyice saçmalattı seni değil mi? Twitter’dan sonra hiyeroglif’e mi götüreceksin bizi. Mağara arkadaşlarımızın duvarlara çizdiği figürleri mi seyredeceğiz? Dur bakalım. Arada yazının icadını atladık. O noktaya geri dönelim. Yazı henüz icad olmuş. Nasıl bir dil oluşturacağız? Buna da talipsin değil mi ey İnternetin Kızı? Bize bambaşka bir dil, bambaşka bir kültür ikram edeceksin.

Yoksa hakikaten şu modemden fırlayan Dabbet-ül Arz sen misin?

Siz ne yapıyorsunuz bilemiyorum ama ben bu internetin kısa cümlelerle dönen saçmalıklarından Allah’a sığınıyorum. Devrana girip seyran ediyorum.

Yorumlar

Yorum to “İnternet Saçmalamaya Başladığında…”

  1. Metin AKSU
    August 12th, 2009 @ 22:47

    Şurada bir yerde Like tuşu olsa ona basardım :) )

Yorum yazabilirsiniz





  • Neredesiniz?

    Son derece şahsî bir web günlüğündesiniz. Yazanın kim olduğunu merak ederseniz, buyrun. Yazılanlar ne kadar enteresan olursa olsun, muharririnden başka hiçbir kişi ya da kurumu enterese etmez, etmemelidir.

  • Ara