Muhammed Cuma Tahiroğlu

dünya sürgününde…

Operatör Çapkınlığı

Posted on | October 16, 2009 | Yorum yazılmadı

GSM operatörü seçmek, bu memlekette zor bir iştir. 3 operatör arasında en hesaplı tarifeyi arar durursunuz. Bir arkadaş, eşini sırf bu işi araştırmak için görevlendirmişti. Sonrasında güncel tarifeler üzerinden kendilerine göre en hesaplısını bulup tüm aileyi ona geçirmişlerdi.

Evet, bu büyük operatörler karşısında zayıf konumda olan tüketicinin kaderi hâline getirilmiştir. Biz kesemize göre bir tarife bakmağa programlandık bu yüce operatörler tarafından. Kitapları da öyle der bunların: herkes kârını maksimize etmek üzere hareket eder.  Kâr dediğimiz kavram, kapitalist algıda elbette paradan, parasal karşılığı olan bir faydadan başka bir şey değildir. Biz, yani dostlar sen, ben ve o, tamamen menfaatimize çalışırız.

Menfaatimiz, bizim tatmin noktamızdır.

Bir oyundayız, faraza. Çok basit bir oyun bu: stratejik karmaşıklıklara gerek yok. Bir köşede puanımız yazıyor. Oyunu kurgulayan el, sürekli karşımıza fırsatlar ve bombalar sunuyor. Biz o bombalara yakalanmadan fırsatları elde etmeye çalışıyoruz. O kadar da kolay değil. Bize fırsat görüntüsünde sattığı bombalar da var.

Ölümüne koşuyoruz bu menfaat yolculuğunda. Ya da koşturuluyoruz.

Söyleyin efendim, sizin de telefonunuza günaşırı teklifler gelmiyor mu? Hiç aklınızı çelen olmuyor mu? Meselâ hiç mi Fabrika’dan %20 indirimle takım elbise almak istemediniz? Ya da Kiğılı’nın mükemmel pantolonlarından ikinciyi güya bedavaya getirme fikri zihninizi okşamadı mı? Operatörünüz size, bu akşam 7′den sabah 8′e kadar bedava konuşmanız için kışkırtıcı bir teklif sunmadı mı? Kredi kartınızla yapacağınız bilmem kaç liranın üzerindeki 5 farklı alışverişle harca harca bitmez bir 30 liranın sahibi olmak kadar hoş ne olabilir? Bir mesajdan sonra bedava olacak 500 mesajla tüm akrabalarınıza ve ilkokuldan üniversiteye  tüm okul arkadaşlarınıza mesaj gönderebilirsiniz değil mi?

Etkileniyoruz, Ertuğrul Özkök gibi itiraf edin! Ve ne yazık ki bu gerçeği GSM operatörleri çok çok iyi biliyor.

Biz uyurken, işteyken, yemek yerken… o operatör şirketlerinin binalarında beyin fırtınaları esiyor serin serin. Her bir toplantıdan yeni bir olta projesi çıkıyor. Her içilen kahve ile yeni bir fikir peyda oluyor. Rekabet acımasız. Kahveler acı.

Benim halkım da uyanık, kendini garantiye almak ister tabî olarak. Üç operatörden de hattımız var abim. Üç tane telefon var yanımda; ya da şu Çin işi iki-üç hat çalıştıranlarla bu sayı iner aşağı. Hangisi ucuz ise o anda, seni ondan ararım. Hangisinde kampanya varsa, hemen kaparım.

Bir de haddinden fazla telefon taşımayan, yıllardır aynı hattı kullanan, numarasını ismi gibi benimsemiş müstağniler var. İlk aldıkları numaraya çakılmışlar ve operatörlerin elinde büyümüşler. Bu arkadaşlar için gereken coşku Devlet’ten geliyor: numara taşınabilirliği. Artık onları da bozabiliriz.

Yani artık, bir sevgiliden öteki sevgiliye geçer gibi… bir operatörden diğerine aynı numara ile üye olup menfaatimizin peşinde özgürce koşabileceğiz. Operatörler arasında o acımasız olan rekabet daha da acımasız artık. Kahveler ise hep acı.

Bu av ortamında en güzel taktik şu: eğer vuramıyorsan kafasını karıştır.

Kafası karışmış bir tüketici, bulunduğu yerde kalma, durumu koruma eğilimi gösterecektir. Çünkü hareketin ona bereket getirmeyeceği konusunda gizliden gizliye bir pompalama vardır.

Ya kafasını karışmamış zanneden çapkına ne demeli? Oltaların ucundakileri yiyerek beslenmeye çalışmaktadır. İpin üstünde yürümek gibi.

Hâsılı operatör seçmek zor bir iştir. Gelen mesajları göz ardı etmek zor bir iştir. O çılgın tekliflere “EVET” diye cevap vermemek için parmaklarınızı zor ikna edersiniz. Bir operatörde sebat etmek de zor bir iştir. Numara değiştirmek zor bir iştir. Devlet Baba sağolsun, numara 6 günde taşınıyor artık ama numara taşıdığınız için oluşacak sosyal tepkileri göğüslemek de zor bir iştir. Her gün gelen onlarca kampanya-varî mesajı yorumlayıp, “lan acaba üç kuruş için değer mi değmez mi” diye analiz üstüne analiz yapmak da zor bir iştir.

Neden sıradan bir iletişim, bu kadar zordur?
Neden bu operatörler bizi bu denli yormaktadır?
Neden sınırsız bir tarifeye geçmiyorum? Hiç olmazsa kafam rahat olur, işime odaklanırım?
Sevgili operatörüm… bir süredir diğer operatörlerden biriyle ciddi bir flört içerisindeydim. Şimdi seni bırakıyorum. Hayatta ve rekabette başarılar.
Sevgili müşterim… Daha karpuz kesecektik, nereye gidersin? Bak, sana ciddi bir teklifim var. Tek ayak üzerinde 5 dk. durup üstüne bir oturuşta 30 lahmacunu yiyebilirsen sana Kanaat Lokantası’ndan 2009 sonuna kadar her hafta bir dondurma ısmarlarım. Lâkin dondurmalar bir sonraki haftaya devretmez. Birleştirilemez. Başka birine, eloğluna yedirilemez, yalatılamaz. Dondurmalar yenilmiş gibi yapılıp ağızda bekletilemez.  Dondurmanın miktarını değiştirebilirim, tadını değiştirebilirim.
Aa olur be abi. Hem de ne güzel olur serin. Canım çekti şimdi.
Ötekinin işini iptal et, hele otur bakayım. (He he bir dondurmaya tav oldun be seni gidi çapkın!)

Yorumlar

Yorum yazabilirsiniz





  • Neredesiniz?

    Son derece şahsî bir web günlüğündesiniz. Yazanın kim olduğunu merak ederseniz, buyrun. Yazılanlar ne kadar enteresan olursa olsun, muharririnden başka hiçbir kişi ya da kurumu enterese etmez, etmemelidir.

  • Ara