Muhammed Tahiroğlu yazıyor
Yazılım ve Sanat

WordPress'e Mahkum muyuz?

Nisan 9, 2008 00:42, Muhammed

Blog dünyası son sürat WordPress hâkimiyetine giriyor ey dostlar. Evet, dünyanın bir numaralı muhteşem içerik yönetim sistemi değil belki ama dünyanın bir numaralı kişisel yayıncılık yazılımı. Kodu ortalıkta. Koduna kod katmak serbest. Sonuçta milyonlarca "Powered By WordPress" tabelası ve binlerce eklenti.

Rahatsız mıyım? Microsoft olsam veya başkaca bir yazılım firması olsam hemen evet derdim.  Ama hemen evet diyememem. Çünkü meseleye açık kod düşmanlığı veya Microsoft tarafgirliği düzleminden değil başka bir yerden bakıyorum.

Mesele şudur ki, tüm dünyanın kodcuları ellerinde bin türlü geliştirme aracı bulunduğu hâlde neden WordPress'in boyunduruğu altına girmekteler? 

.NET mi? Milyon tane site var ASP.NET'in faziletlerini anlatıp WordPress script'ine serilmiş. Yazık be kardeşim. 

Hammet: http://hammett.castleproject.org/

Hem Castle yazacaksın hem Monorail... Sonra da WordPress altyapısı üzerinden kendi yazdığın koda kızacaksın. Biraz samimi olun gençler. İnsan işine saygı duymalı biraz. "Open Source" insanı olmak, MS'e WP üzerinden giydirip sonra da C#'ta harikalar yaratmak değildir. 

Evet, herkesin de bu aralar dillendirdiği gibi .NET'te cemiyetleşme sorunu var. Bu cemiyetleşme sorunu bugüne kadar Microsoft'un Open Source olaylara yaklaşımından kaynaklanıyor diyebilirdiniz. Ama şimdi açıkça görülüyor ki huysuz kodcuların da bu sorunda rolü mevcut. 

Bakın Danimarkalı Mads, ne güzel azmetmiş, bu yazının yazıldığı blog yazılımına girişmiş. Widget desteğine bile koşuyorlarmış dediklerine göre. Şimdilik en tutulan ASP.NET tabanlı blog script'i olarak kabul ediliyor. WordPress'in 2.5 esintisine göre cılız ve kalas kalsa da. 

Evet emmoğulları, dayıoğulları ve komşu köyün WordPress Türkiye'cileri... WordPress'e mahkum muyuz? Dünya PHP-MySQL ile rakseden bu script'in karşısına rakip çıkartamayacak kadar gamsız ve gasavetsiz mi? 

 

Canlı Regular Expression Deneyimi

Nisan 4, 2008 11:37, muhammed

http://erik.eae.net/playground/regexp/regexp.html

Adres bu. Gerisi er kişiye kalmış. Yaz regexp'ini, gör match'ini.

Evcil.net'in Dirilişi

Aralık 3, 2007 21:38, Muhammed

Türk interneti, 3 Mart 2002'de yepyeni bir sitenin doğuşuna şahitlik etmişti. .NET 1.0'ı daha doğru dürüst kullanan yok iken, bir şeyle karalamaya başladık. Yazdık, çizdik ve paylaştık. Nokta'ya inanmıştık ve onun egemen olacağına...

"Noktanın Egemenliği" diyerek hem bunu hem de niteliği kastediyorduk. Önce nitelik. Nicelik değil.

O günler için çok değerli bir adım attık. Ama gerisi gelmedi.

4 yıllık bir uykuya daldık. 

Uyandığımızda, "Nokta" gerçekten egemen olmuştu. Siyah-beyaz ayrımı gibi, Nokta ve Anti-Nokta ayrımı başlamıştı. Ya Nokta idiniz, ya da diğeri.

Uykumuz bile Nokta'yla geçmiş, farkında değiliz.

Ve şimdi ey okur... noktalar birleşiyor, "doğru"yu teşkil ediyor. Biz, bundan böyle www.evcil.net'teyiz. 

Siz de gelirseniz, başımızın üstündesiniz. 

Mobil Ferahlık

Ekim 22, 2007 22:59, Muhammed

Sık kullandığımız bazı web hizmetlerinin kimi özellikleri veya engelleri bazen dayanılmaz noktalara geliyor. Canımıza tak diyor ey okur. Neyse ki bu hizmetlerin mobil ayaklarında biraz nefes alabiliyoruz.

Gmail meselâ.

Atsan atılmaz satsan satılmaz. Kapasite sayacı yüreğimizi hop hop hopatıyor. Arada bir giriş sayfasını açıp orayı kontrol ediyoruz ve evet, dünya dönüyor diyoruz. Şimdilerde olmuş 4 küsür gb. Bit'ine bereket.

Amma dostlar bu Gmail, ne de olsa el oğlu. Kaşıkla verip kepçeyle alacak demektir bunun adı. Masraftan kısmayın, gençler e-mail hizmeti görsün dediler, cemiyeti sevindirdiler. Ama cemiyet, sağdan inen metin tabanlı ilişkili reklamları gördüğünde Kenan Doğulu Çakkıdı'yı söylüyordu. E-mailde geçen bir cümleden hareketle nokta atışı ilanlar serpiliyordu önlerine. Herkes korktu, şöyle bi noluyoruz dedi. Ama gönülsüz dediler, belli. Sesler cılızlaştı. Millet kanıksadı. Google verir, böyle de kazanır. Hakkı abi adamların. Sen yap sen de kazan. Adam kurmuş sistemi. Odalar dolusu diski vardır bunların. Disk fiyatlarını Google yükseltiyormuş.

Günler ilerledi. O şakacı GMail, serpildi, boy verdi. İçinden GTalk bile çıkıyor. Ama acı gerçek şu ki açılışı dakikalar sürüyor. Son zamanlarda öyle yavaşladı ki hep o hızlılığı ile takdir ettiğimiz GMail'e kızar olduk. En azından yazar çok kızıyor efendim.

Baktık ki dünyada da bu tip serzenişler çoğalmış. Herkes arayış içinde. Doğal olarak GMail'in "Basic HTML" sürümüne yöneliş var. Beklenenden yavaş. Bir artısı var aslında, reklamsız.

Daha ileri bir adım lâzım: Mobil GMail.

GMail'in mobil sayfaları çok daha hızlı. Reklamsız. Âcil bir postaya bakıp çıkmanız gerektiğinde en yakın kapı. Arama, silme, taşıma, vs. tüm özellikleri hâiz. Biraz basit bir arabirim ama mobil sayfalara göre çok çok iyi. Yazar, tavsiye ediyor.

"Komisyon Garanti"

Garanti İnternet Şubesi. Çoğu insanın kullandığı, Türkiye'nin en meşhur online bankacılık sistemi. Herkes der ki Garanti başka. Meselâ Türkiye Finans'ınki de bir o kadar iyidir ama millet Garanti'yi bilir. Öyledir de. Vizyonerdir. Bir çok işi bir noktadan halledebileceğiniz verimli bir kanaldır.

Ama ücretlidir!

Garanti İnternet Şubesi'nden başka bankaya para transferi 80 kuruş. Hadi bunu anladık. Ama Garanti'nin bir diğer müşterisine bile para transferi yani "havale" paralı; 30 kuruş. Altı ayda bir hesaplarınızdan işletim ücreti kesilir, güzel para. (Gerçi bu internet şubesi ile ilgisiz ama masraflar arasına alalım dedik.) Kredi kartı kullanayım derseniz o da senede güzel bir mebla hüpletiyor cebinizden. Standart seviyede kullanan biriyseniz, verilen "bonus"ların geri bu şekilde toplandığını kavramanız pek sürmez.

İyi haber şu ki Garanti Cep Şubesi diye bir şey çıktı en sonunda. Yani artık taşınabilir cihazlar için de bir internet şubesi var. Banka, ilgi çeksin diye mi artık bilmiyoruz, Cep Şubesi'nden yapılan havale ve EFT işlemleri için komisyon almıyor. Bunu bağıra bağıra söylemiyorlar. Siz de fazla duyurmayın. Kuruşlarınız cebinizde kalsın. 30 kuruş bir ekmek parası. 80 kuruş'a iyi bir çikolata yenir.

Sonuç

Mobil dünya, adından belli zaten, bize hareket ederek iletişebilmeyi getirdi. Hareketteki bereket, iletişimde berekete dönüştü. Mobil dünyanın kopup gideceği günler çok yakın, iliklerimize kadar hissedebiliyoruz. Hala cep telefonu kullanmayı reddeden insanlar var biliyoruz. Banka kullanmaya karşı olup PttBank ile para transferi yapanlar da. Bu çarpışmayı elbette teknoloji kazanacak. Ümit ve dua edelim ki, Türkler bu teknolojiyi takip edenlerden değil yönetenlerden olsun.

Hepimiz Mehmet'iz.

187. Sayfa

Ekim 17, 2007 00:58, Muhammed
Tümenimizin Otuzbir ve Otuzikinci Alayları Kumkale'de düşmanı denize dökmüşler. Fakat düşman kuvvetleri şimdilik Seddülbahir ve Arıburnu'nda tutunmuşlar; amansız hücumlarımızla denize dökülmeye zorlanıyorlarmış.

 

Çanakkale Mahşeri'nden. Manhem sağolsun.

Bir yandan bayram gelmeden giden fidanlar. Bir yandan Telekom grevi. Bir yandan dalları bastı referandum!
Mahşerlerden mahşer beğen kendine insanoğlu.

ASP.NET MVC Framework ve Düşündürdükleri

Ekim 15, 2007 15:45, Muhammed

Perde aralandı. Son günlerin çok konuşulan mütevazi Microsoft adamı Scott, ASP.NET'e eklenti olarak geliştirdikleri Model-View-Controller altyapısından ipuçları vermeye başladı.

Bir vakitler belirtmiş idik, ASP.NET'in millete bir beden büyük geldiğini. Çünkü her şey bir "framework" olmuş ve koda uzanan ellerimiz itilmişti. ViewState'in mucize olduğuna inandık bir süre. Page LifeCycle'ı tabiattaki Azot döngüsü kadar önemsedik.

Ne oldu? Her seferinde gelip bir duvara tosladık. Kımıl kımıl, kolayca test edilebilir, ayrıştırılabilir, basit ama güçlü web uygulamaları yazamaz olduk.

Alternatif teknoloji takipçileri, koşmaya başladı; biz yorulduk, nefesten kesildik. O millet, Ruby ile harman kaldırırken biz "Eti'nin bisküvisi mi? Hmm tadı güzel, askerde çok yedim." demekle meşguldük.

Birileri de bu işten fena sıkıldı bizim gibi. Şu MonoRail işte benzer kabızlığın mahsülü.

Nihayet Microsoft da Scott'un ağzından "Pes!" dedi. Geliyor. Sizi özgürleştirecek açılımımız geliyor.

Model-View-Controller yaklaşımı kurtarıcı mı? Kahraman mı? Asla. Ama ASP.NET'in resmî çalışma şekli açısından ciddi bir yenilik. Bağıra bağıra sunulan o "State Management" özelliğinin bir kenara bırakılıp yeni bir sayfa işleme sürecinin yeni bir anlayışla ele alınması demek.

Önünüz açık artık ASP.NET'çiler. Web Formlarının varsayılan mekanizmasının dışına çıkma vaktiniz gelmişti!

Amazon S3 ile Tanışıyoruz

Eylül 29, 2007 01:24, Muhammed
Okuyucu kendisini S3'le tanıştırma teklifime evet demese bile ben kılıcımı kuşanmış durumdayım. Türkiye'ye S3 konforu getirmeye niyetliyim.

Hâlâ bana S3 nedir diyenler var ise onların bir evvelki yazıma göz atmaları şiddetle salık verilir.

1 - Yeni Bir Amazon Hesabı

Dünyadaki hemen her şeyi yapabilmek için gerekli olan hesap açma işlemi Amazon S3 için de geçerli. Eğer daha evvel ucuz fiyatları görüp Texas'taki dayı oğlunuza sipariş vermek için bir Amazon hesabı aldıysanız işe bir adım önde başlıyorsunuz demektir. O hesap bizim işimizi görür.

aws.amazon.com/s3 adresinden hesap açma ve S3 hizmeti için kaydolma işlemlerini hallediyorsunuz. Size rehberlik etmeme lüzum yok sanırım.

2 - Kredi Kartı Bilgisi İstiyor!


Kayıt esnasında Amazon sizden kredi kartı bilgisi de isteyecektir. Şaşırmayın. Sonuçta tüccar bir sitedesiniz. Daha iki lafın belini kırmadan sizin cüzdanı görmek istemesi tabîdir.

Kredi kartı bilginizi verdikten kısa bir süre sonra Amazon (bu bilginin nerede yazdığını bulamadım) karttan yaklaşık $1 tutarında para çekmeye çalışıyor. Eğer hortumlama işlemi yolunda gitmezse hizmeti etkinleştirmiyor. Size ödeme bilgilerinizi güncellemenize dair uyarı içeren bir posta gönderiyor. Eğer doları hortumlamışsa ne mutlu. Tebrik edildiğiniz bir mesaj alıyorsunuz ve "hadi bakalım işe koyul" motivasyonu kazanıyorsunuz.

3 - AWS Erişim Bilgileri

Kredi kartı bilginiz doğrulandıktan sonra gelen e-mail'de size erişim kodlarınızı alacağınız sayfanın adresi de yollanıyor:
http://aws-portal.amazon.com/gp/aws/developer/account/index.html?action=access-key

Bu adreste iki erişim kodu bulacaksınız. Bu iki kod, Amazon'un tüm hizmetlerine (Amazon Web Services) erişim için kullanılıyor. Yani ortak bir anahtar.

Bu erişim kodlarından ilki size özel Access Key ID. Bu bilgi sizi kimliklendiriyor. Hesap numaranız gibi bir şey.

Bir diğeri de Secret Access Key. Adı üstünde "cıss". Ellerin bilmemesi gereken, AWS ile sizin aranızda sır gibi saklanması gereken bilgi. Çünkü AWS hizmetlerine güvenli erişmek istediğinizde bu anahtar ile üretilmiş bir defalık anahtarlar vermeniz gerekiyor. Hemen korkmayın nasıl yapacağım bunu diye. AWS'ye nasıl erişileceği konusunda teknik derinliğe ihtiyacınız pek olmayacak. Ama bu gizli anahtarı sağa sola vermemeniz gerektiğini bilmeniz iyi bir şey. Bir gün web üzerinden S3 alanınıza bağlanma iddiasındaki bir siteyle karşılaşırsınız ve o da bu anahtarı ister. Risk sizindir.

Erişim kodlarını edindiğiniz sayfa üzerinde gizli anahtarın tekrar üretilmesine dair bir işlem butonu da bulunuyor. Gerekli durumlarda anahtarı yenileyebilirsiniz.

Bu iki erişim kodunu da aldıktan sonra S3'e bağlanma aşamasına geçebiliriz.

4 - Amazon'un Kenara Çekilişi - "Üçüncü Parti"nin İktidarı

Her ne kadar S3'ü tatlı tatlı anlatsak da şu geldiğimiz aşamada Amazon'un beline kazma vurmak çok yerinde olacak.

Amazon S3 için sizden para alana kadar yanınızda geziyor. Parayı aldıktan sonra ise sizin "geliştirici" olduğunuz varsayımıyla hareket ediyor ve API'siyle baş başa bırakıyor. Bu API nedir, nasıl etkileşilir diye kıvranırken teknik dokumanlara dalıyorsunuz ve neticede bir şeyler bulup hallediyorsunuz. O kısım tamam. Ama enterasan olan aldığınız S3 hesabına dair hiçbir yönetim panelinin sunulmaması. Amazon'un hiçbir yerinde böyle bir ekran yok. Size sadece disk ve trafik kullanım istatistiklerinizi ve faturanızı sundukları Account Summary ekranı bulunuyor. Erişim kodu aldığınız sayfa ile bu hesap özeti sayfası arasında salınım yapıp duruyorsunuz.

Peki nereden başlayacaksınız bu S3'ü kullanmaya?

Bir üçüncü parti cihaz gerekiyor. Bir münferit Windows uygulaması olabilir bu. Veya bir tarayıcı eklentisi. Ben ikinci yolu seçtim. Daha pratik geldiği için size de onu anlatacağım.

Vatandaşın birisi Firefox tarayıcısı için "S3 Organizer" adlı eklenti yazmış. Kurulduktan sonra, bir önceki adımımızda elde ettiğimiz erişim anahtarımızı ve gizli erişim anahtarımızı istiyor. Bunları girdikten sonra FTP transfer ekranlarına benzer bir ekran getiriyor. Yeni kullanmaya başladığımız için S3 tarafı boş.

Hemen bir dizin oluşturup dosyalarınızı atmaya başlayabilirsiniz. Kök dizin altında oluşturduğunuz dizinlere Amazon "bucket" olarak hitap ediyor.

Her dosya veya klasör üzerine sağ tıkla gelip "Copy URL to Clipboard" dediğinizde o dosyanın "http" erişim adresi panoya alınıyor.

Diyelim ki MerhabaAWS diye bir bucket oluşturdunuz. İçine de sitenizin stil dosyasını (default.css) attınız. Bu dosya için ön tanımlı anonim erişim adresi şöyle olacak:

http://s3.amazonaws.com/MerhabaAWS/default.css

Artık sitenizin ilgili referans noktalarında bu adresi kullanacaksınız. Zırt bırt istenip trafik sömüren bu statik dosyaları S3 diskinize havale edeceksiniz.

5 - Nasıl Sizce?

Bu kısma kadar klasik FTP deneyiminden fazlasını yaşamadık. Sadece ücretlendirme açısından farklılığını hissettik.

Ama kalemimize can gelirse, bu hizmetin güvenlik konusunda neler sağladığı ve AWS arabirimiyle nasıl programatik olarak erişildiğine eğileceğiz. İşte o zaman S3 rehberliğini tamamlamış olacağız.

Buraya kadarki kısmını kullansanız bile, size ekonomik ve güçlü bir depolama alanı sunduğunu inkar edemezsiniz. Yetinmediğinizde, sitenize S3'ü entegre ettiğinizde, konfor azalması yaşamadan web hayatınıza devam edecek ve siz de "S3 kullandık yılda şu kadar para kurtardık" öykülerine bir katkı yapacaksınız demektir.

Yönlendirme amacımız yok sevgili okuyucu. S3 reklamı da almadık. Yurt dışında gayet popülerleşen bu profesyonel hizmetin ülkemiz geliştiricileri tarafından da anlaşılması, kullanılması hoşumuza gider dedik ve tecrübemizi paylaştık.

Önümüzdeki yılların web aktörü olacak Erkan Yılmaz bizleri ta asker ocağından tebrik ettiğine göre güzel bir iş yapmışız demektir.

Amazon S3'e Çıkan Yollar

Eylül 25, 2007 00:13, Muhammed

Önce S3'ün ne olduğuyla başlamak yerinde olur.

Amazon, "web'den alışveriş" sahasında yıllardan beridir inşa ettiği yüksek prestijini kullanarak, kurumlara ve geliştiricilere yönelik online hizmet sağlama işlerine de girişmiş idi. İşin adını "Amazon Web Services" yani AWS koydu.

Google, Microsoft, Yahoo ve diğer daha küçük girişimciler oradan buradan web hizmetleri sunup başımızı döndürürken, AWS kendince bâkir gördüğü kanallarda emin adımlarla ve sabırla ilerledi.

Ve AWS ailesinin genç üyesi S3, 14 Mart 2006'da ilan edildi.

S3, "Simple Storage Service" ifadesinin baş harfleriyle oluşturulmuş bir marka. Yaptığı iş adında saklı esasında: bir depolama hizmeti.

Şu an dosya depolama hizmeti veren onlarca kuruluş mevcut. S3'ün farkı ne olabilir efendim sizce?

S3, diğer hizmetlerden farklı olarak doğrudan web sitelerini / site sahiplerini hedef alıyor. Diyor ki: web siteniz var ise gelin aşırı kaynak tüketen statik dosyalarınızı bizim disklerden sunun. Size konforlu bir ortam sunuyoruz, üstelik sudan ucuz!

Bakalım öyle mi?

S3 Ne Sağlıyor?

1 - Size her zaman her yerden ulaşılabilir bir disk alanı sağlıyor. Ama belli bir kapasite sınırı yok. (Bir kısıt olarak geçiyor belki: bir dosya en fazla 5 gb olabilir.) Kullandığınız alan kadar aylık para ödüyorsunuz. Bir nevi "faturalı hat".

2 - Sakladığınız dosyalar için kesintisiz ağ trafiği sağlıyor. Yine bir sınır yok. Tükettiğiniz kaynağın maliyeti aylık faturanıza yansıyor. Meselâ dışarı akan GB veri başına bir tutar, içeri akan GB veri başına da bir tutar belirleniyor.

3 - Saklanan dosyalar için güvenli bir erişim katmanı sunuyor. Bu erişim katmanı, AWS ailesinin diğer üyelerinde de ortak olan kimliklenmiş web servis çağrılarıyla emin hâle getiriliyor.

4 - Her türlü programlama ortamından (XML Web Servisleri sayesinde) S3 hizmetlerine erişilebiliyor. Amazon, kullanıma ait dokumanlar ile destek de veriyor.

S3 Hangi Amaçla Kullanılıyor?

1 - Bant genişliğinin ve depolamanın cep yakmaya başladığı durumlarda S3 daha ucuz bir alternatif olarak karşımıza çıkıyor. Ucuzluk belki kulağa yeterli gelmeyebilir. Amazon hizmetin arkasına kendi adını (kalıbını) koyuyor. Arkasında ben varsam, siz endişe etmeyin diyor: S3 güvenilir bir yer.

2 - Statik dosyaları sunmanın ve erişimini kontrol etmenin ayrı ve profesyonel bir çaba gerektirmesi, büyük kuruluşları da S3'e meylettiriyor. S3 müşterileri arasında Microsoft bile bulunuyor. Karın ağrısı fotoğraf paylaşım sitelerinden bir tanesi olan Smugmug da S3'ü tercih edenlerden.

3 - BitTorent sunumu için de kullanılabilir. Çünkü şaşırtıcı biçimde S3, barındırdığı dosyaları size zahmet vermeden BitTorent protokolüyle dışa sunabiliyor.

Malî Tablo - Fiyatlama

S3 kullanıma dayalı ücretlendirme modeliyle çalışıyor. Aylık peryotlarla size fatura kesiyor. Avantajı da burada. Kullanmadığınız imkanlar için fahiş paralar ödemiyorsunuz. Gayet âdil çalışan bir sisteme dahil olup fevkalade büyük rakamlar kurtarabiliyorsunuz. Hâlihazırdaki tarife şu şekilde:

Depolama:
GB başına aylık $0.15

İçe Transfer:
   
GB başına aylık $0.10

Dışa Transfer:
GB başına aylık $0.18 [ilk 10 TB transfer için]
GB başına aylık $0.16 [sonraki 40 TB transfer için]
GB başına aylık $0.13 [50 TB'dan fazlası için]

Talep:
Her 1.000 (bin) PUT ve LIST talebi için $0.01
Her 10.000 (onbin) GET ve diğer talepler için $0.01 [DELETE komutları müessesenin ikramı; ücrete dahil değil.]

Bu tablo ışığında sitenizin durumunu değerlendirip, şuradaki hesap makinesiyle kaba bir hesap yapabilirsiniz.

Karar Noktası

Diyelim ki bu rakamlar size çok cazip geldi. Hakikaten "hosting" hizmetleri için büyük paralar bayıldığınızı ve tatmin edici bir hizmet de alamadığınızı idrak etmenize yardımcı olduk. Yukarıda verdiğimiz hesap makinesi de sizin karar vermenizi kolaylaştırdı. Her şey tamam da diyorsunuz ama yine de bir çekince var değil mi içinizde. Nasıl kullanacağız S3'ü?

Herkesin kullandığı kararlı bir sistem var. Kimisi Wordpress abonesi, kimisi daha farklı içerik yönetim sistemleri tercih etmiş. Kimisi de özel uygulamalarını yazmış. Herkes farklı bir yoğurt yiyor. S3 demek, dosyaların sunum ve transfer alt yapısını tamamen değiştirmek demek. Web site sahipleri için puslu bir iş yükü anlamına geliyor bu teklif.

Evet, zahmetsiz rahmet olmayacağı bilinciyle S3 gerçekleştirimi için gereken zahmeti küçümsemiyoruz. Bununla beraber, bir kolayı da var efendim. Amazon sistemi koyup kenara çekilir gibi yapmış ama gönüllü geliştiriciler neredeyse tüm platformlar için S3'e erişim rutinlerini devirmişler. Amazon'un sadece "Resource Center" adıyla bir araya toplamakla yetindiği bu hazır çözümler sizi gerçekleştirim sırasında omzunuza binecek bir çok angaryadan kurtarıyor ve Amazon'un ne yaparsa yapsın özünde bir satıcı olduğunu tekrar anlamamıza vesile oluyor.

Ne diyorsunuz? Evet ise devam ediyoruz.

Windows Live Writer'dan bildiriyorum

Eylül 10, 2007 15:34, Muhammed

Web sitelerinin masaüstü uygulamalar ile yönetilmesi hep beni heyecanlandırmıştır. Çünkü iki farklı platformun buluşması ve insan eli değmeden ortak eylemler yürütmesi tam da "otomasyon" ifadesinin arkasını dolduruyor.

En güzel örneklerden birisi ideal CAD - CAM otomasyonu. Bir ürün tasarlayıp "Make It" butonuna basınca yazıcıdan çıktı alır gibi ürünün kesilip biçilmesi ve kucağınıza düşmesi.

Peki, zengin özellikleri olan bir editörden blog yazımızı yazsak ve "yayınla" dediğimizde sitemizde gözükmeye başlasaydı? Evet, bu bir hayal değil. Çünkü daha önce de yapıldı, şimdi de yapılıyor. Bu nedenle kimseyi heyecanlandırmıyor.

Kullanıcıların belki farkına varmadığı ise, şimdi gelinen noktanın eskiye göre epey ileride olduğu. Şu Live Writer ile her nerede olursa olsun bir blog yazılımına bağlanıp yazı yazmak mesela? Mesela Flickr ile her nerede olursa olsun blog'umuza fotoğraflı bir yazı eklemek? Anahtar kelime, "her nerede olursa olsun". İster bir canlı blog servisinde, ister sizin kendi imkanlarınızla beslediğiniz bir alanda.

Bunun nasıl sağlandığı "son kullanıcı" için mühim olmayan bir şey. Ama bizim için önemli.

Standartların, trafik kurallarının, herkes tarafından desteklendiği ve uygulandığı sürece hayatımızı ne kadar kolaylaştırdığını ve konforumuza konfor kattığını görüyoruz.

Ömrünü web'in gelişimine adayanlara şükran ile.

ASP.NET Neden Kaybetti ya da Büyüksün WordPress

Ağustos 28, 2007 00:44, Muhammed
Bir maçtan bahsediyorum. Herkesin gözleri önünde oynanan, Yeni Web'i kimin temsil edeceğinin belli olduğu bu büyük, dev, beynelmilel maçtan!

Üzülerek söyleyelim ki sevgili Microsoft sevdalıları, ASP.NET, Yeni Web heyecanını bize tribünden izletiyor. Biz, kurumsal uygulamaların ölçeklenebilmesinin, "komünikasyon faundasyon"ların peşindeyken, web'in gerçek müşterisi olan bireyler kendilerine göre bir yol buldu ve Yeni Web'i o kanaldan inşa etti.

Gelinen noktada ASP.NET mühendisleri, Internet Explorer'in mühendisleriyle kafa kafaya vermiş Yeni Web'e neresinden dalarızın hesabındalar. Aynı hesap biz gibi boyuna kadar Microsoft'a gömülmüş ve gözünü ve gönlünü "Özgür Yazılım" denen harekete kapatmış kurbanlar için de geçerli.

ASP.NET kaybedince biz de kaybetmiş sayıldık.

Esaretin Bedeli


Esareti ufku dar olmakla, tek bir kulvarda at koşturmakla açıklıyorum. Yazılım dünyasında esir olmak istemediğiniz kadar kolay. Çünkü ürünler platform bağımlı ve platformun üstüne koyduğunuz her şey yeni bir platform. Sofranın üzerine sofra açıyorsunuz ve en üste koyduğunuz tencerenin kapağı başka sofrada açılmıyor.

Bu kadar kolay olan esaret, yazılımcının önündeki en büyük tehlike. Bu devingen, hareketli sektör, bilincinizi, birikiminizi hallaç pamuğu acımasızca gibi savuruyor.

Dünya şimdi ASP'ye ve ASP.NET'e omuz vermiş yiğitlerin nasıl da geriden koştura koştura geldiklerini seyrediyor. Özgür Webciler'in de kıs kıs güldüğünü hissedebiliyorum.

ASP Eksikti, ASP.NET ise Fazla


ASP ile sisteme ilaveten yüklenen bileşen kullanmadan bir şey yapabilen var mı? Sunucuya dosya yükleme işlerine bile bileşen lazımdı hatırlayalım. Bezmişti site sahipleri. İsyanlardaydılar. Microsoft, isyana ASP.NET ile sağlam bir karşılık verdiğinde hepimiz apışıp kalmştık açıkçası. Bu kadar radikal bir cevap beklemiyorduk.

Bildiğimiz her şey yalan olmuştu. HTML işçiliği kalmamıştı. Hadi sadece iş mantığına odaklanalım, kodlarımız karışmasın. Ölçeklenebilir olalım, hızlı olalım, hızlı geliştirelim vs. derken ASP.NET bambaşka bir web geliştirme deneyimine sokmuştu bizleri. Bir kere alıştınız mı bir daha bırakmanın zor geleceği bir deneyim. Kod adı esaret.

ASP'de olmayan her şey ASP.NET'te ganiydi. Adeta imkan yağıyordu üzerinize. Nereyi isterseniz oraya. İstediğiniz yoksa yazması bedava. Kullanması da bedava.

Biz bu süt banyosunda yüzerken dışarıda bir şeyler oluyordu.

Özgür Gerillalar Şehre İniyor


"Özgür Yazılım" kavramıyla [Vikipedi'den: kullanıcısına çalıştırma, kopyalama, dağıtma, inceleme, değiştirme ve geliştirme özgürlükleri tanıyan yazılım türü] tanışalı epey oluyor. PHP, MySQL, Apache de bu orkestranın meşhur çalgıcılarıdan. Üçü bir arada... Bir de Linux üzerine kurulunca Fındıklı oluyorlar.

İşte bu insanlığın katkısıyla yücelen değerler, yine aynı çerçevede gelişen kişisel yayıncılık projelerini de yaygınlaştırmaya başladığında, biz bahar uykusundaydık muhtemelen. Ben o uykudayken misal, WordPress denen bir gerçek doğuvermiş, haberim olmadı. RSS bir zümrenin oyuncağı iken uluslararası protokol olmuş. XmlRPC kabarmış, Flickr'lar fırtına, Blogger'lar kasırga olmuş.

Sınıf Mümessili Seçildi Bile


Microsoft ne yaparsa yapsın, bize nasıl imkanlar sağlarsa sağlasın sevgili dostlar, bu temsil hakkını kaybetmiştir. Live.com platformuna abanması, Internet Explorer için Firefox'tan tecrübe kopyalaması, ASP.NET'e gömülü AJAX bileşenler sunması, "Code Plex"ten Source Forge mevlidi okutması... bu temsil hakkını, şimdilik Microsoft lehine çeviremeyecektir. Üsküdar'ın geçildiği o kadar aşikar ki.

Evet, kurumsal pazarda .NET kullanmanın keyfine yok. Ama ya dönüp de kişisel, Yeni Web anlayışında bir site inşa edelim desek, ASP.NET bizi geriyor. Evet, samimi söylüyorum, İlker de ben de geriliyoruz. Dünyadaki diğer .NET'çi biraderlerimiz de geriliyor olmalı ki bir ürün çıkmıyor ortaya. Şu kullandığım DotNetBlogEngine adlı yazılıma bakınız. Adam, MetaWebLog API'lerini gerçeklemekle meşgul. Özgür Yazılım'cıların döküntülerini toplamakla yani.

Evet sevgili Özgür Camia! Microsoft'un yönlendirmesiyle biz "kurumsal"a boyanmıştık ki Yeni Web'i size kaptırdık.
Büyüksün WordPress.
 
EOS 40D
Site Meter