Yeryüzünde Bir Yer: Endülüs
Anladım ki her insanı çeken bir yeryüzü bölgesi var. Buna memleket mi diyeceğiz? Hep doğduğumuz, büyüdüğümüz yere memleket diyoruz. Peki bizi çeken yer doğduğumuz, büyüdüğümüz yer değilse?
Beni çeken yeri uzatmadan söylüyorum: Endülüs.
Şu dünya hayatımda, görmeden gitmek istemediğim şehir, bölge, kıta! Endülüs’ü istiyorum. Gırnata’yı, Kurtuba’yı, El-Hamra’yı… alayını istiyorum.
Okullardaki tarih derslerinde üzerinden geçiverdikleri bu aşmış bölgede nefes [...]
Hep mi “Ya Tahammül Ya Sefer”?
İlk okuduğumda, bir apartmanın en üst katındaydım. Ev sahibimiz, ruhsuz bir Almancı idi. Kapımızı çalması için kirayı bir gün geciktirmemiz gerekiyordu. Hiç bilmiyordu bu adam. Bu adam ve onun hâlden anlamaz hatunu. Biz yukarıda üşüyorduk. Üst katta, gökle aramızda sadece bir kat beton varken.
Ben işte o günlerde okudum “Ya Tahammül Ya Sefer”i. Tam üniversite öğrencisiyken. [...]
Teşekkürler Sana
Bir soğuk Aralık, bir sıcak Cuma gecesinde başlamış bu uzun hikâyemiz.
Karlar düşerken, şirin Anadolu kasabasının itaatkâr çatılarına, usul usul. Işıklar ürkek bakarken camdan dışarı. Aynen şâirin aklından geçen gibi:
“Lambada titreyen alev, üşüyor…”
Gözleri görmüyor, aklı şaşıyor adamın. Yeni bir yola düşerken bu soğuk günde. Sonradan “yol onun, varlık onun” diye belleyeceği dikenli bir yola…
Neler var bu [...]
Vefa, Sadece Bir Semt Olsaydı
Dostum,
Aramızda vefaya dair bir anlaşma yaptık mı biz? Son ayrılışımızda, birbirimizi son gördüğümüzde, gözlerimiz gizli bir veda anlaşması mı yapıyordu? Neden vefa ile veda arasında bir harf uzaklık (yakınlık) var? Dostum.
Mektup yazıyorum sana, bu beyaz Wordpress kağıdından.
SEO filan diyorlar. Mektupta SEO mu olurmuş. Etiketler var sağda. Ben sana hiçbir etiketi yakıştıramam, yapıştıramam. Ben seni kategoriye [...]
Günahlarımızın Ağır Bedeli
Adalet isteyemiyoruz bu dünyada. Çünkü insan eliyle dağıtılacak adaletin adalet olmayacağı, tarih kitaplarından, haber bültenlerinden, sinema filmlerinden, yaşadıklarımızdan, duyduklarımızdan… bildiğimiz gibi besbelli! Bir insana, adaleti, hürriyeti başka bir insan sağlayamadı bugüne kadar. Bir insan, başka bir insanın terazisi olamadı.
Bu işler, insanoğluna göre değil azizim. Çünkü insanoğlu, şaşkın bir teraziye sahip. Hani zabıtaların teftiş ettiği o [...]
Los Angeles Notları
Microsoft PDC 2009′a ait teknik notlarımızı bulutların arasında yazıyoruz. Burası işin şahsa özel kısmı. İlginize teşekkür ederiz sevgili okuyucu.
Aşağıdaki satırlar, serseri çağrışımlardan mülhem olabilir. Dikkatli tüketiniz.
…
Microsoft, neden böyle bir salonu seçti? Neden insanlar 1 ve 0′ları bu kadar özümsemişler. 1 var ise 0 da mı olmalı aynı yerde? Sıfır, cipher. Hepsi aynı kökten geliyor bu [...]
Los Angeles Haftası
Microsoft’un yazılım geliştiriciler için düzenlediği ve ürünlerinin vizyonu üzerinden geçtiği PDC 2009 etkinliği için Los Angeles şehrindeyiz bu hafta. Bugün Pazartesi ve ilk etkinliğimiz tam günlük “workshop”lara katılmak.
Tercih ettiğimiz workshop, kitaplarını ve makalelerini bildiğimiz kendine “IndigoGirl” adını takmış Michele. Konu Microsoft’un geliştirme teknolojilerindeki yol haritası.
Geleli daha bir buçuk gün olduğu için uyku düzenşi açısından yamuk [...]
Bir yol buldum öteye geçerek gözlerinden
Bir aile büyüğümüz, hikmetli bir insan, aramızdan ansızın ayrıldı.
Gördük ki sevilen insanların cenazesi coşkulu oluyor. Hüzün var, şaşkınlık var, gariplik var. Sanki daha anlatacaklarımız var.
Ama herkes, “master plan”ın karşısında kendi planını cüzdanına koymuş, giden dostuna ağlıyor.
Ne sevgililerin gidişini gördü bu gökyüzü… en sevgilinin de gidişini gördü. O gittikten sonra dünya, bir sürgün yeri olmuştu, hatırlamaz [...]
Sultan Ahmet’teki Vaziyeti Sultan Ahmet Görmesin!
Sultan Ahmet Camii ve önündeki park bu sene, Fatih Belediyesi’nin girişimiyle ‘şenlenmiş’. Turistler, İstanbul’u gezmeye gelenler için çok cazip mi görünüyor bu şenlik bilmiyorum. Fekat ben, Sultan Ahmet’in bu kaos hâlini görünce “neden geldim istanbul’a” türküsüne geçiyorum.
Akşam gitmek istemiyorum. Gündüz hiç istemiyorum. Sultan Ahmet buranın vaziyetini gelip görsün de isemiyorum. Tüh!
…
2002 Ramazan’ıydı galiba. Şu anda [...]
Post’u sermek
İlk post’umuzu sermiş olalım.
keep looking »