<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="0.92">
<channel>
	<title>Muhammed Cuma Tahiroğlu</title>
	<link>http://tahiroglu.com</link>
	<description>dünya sürgününde...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 11 Mar 2010 00:08:14 +0000</lastBuildDate>
	<docs>http://backend.userland.com/rss092</docs>
	<language>en</language>
	
	<item>
		<title>Hep mi &#8220;Ya Tahammül Ya Sefer&#8221;?</title>
		<description><![CDATA[İlk okuduğumda, bir apartmanın en üst katındaydım. Ev sahibimiz, ruhsuz bir Almancı idi. Kapımızı çalması için kirayı bir gün geciktirmemiz gerekiyordu. Hiç bilmiyordu bu adam. Bu adam ve onun hâlden anlamaz hatunu. Biz yukarıda üşüyorduk. Üst katta, gökle aramızda sadece bir kat beton varken.
Ben işte o günlerde okudum &#8220;Ya Tahammül Ya Sefer&#8221;i. Tam üniversite öğrencisiyken. [...]]]></description>
		<link>http://tahiroglu.com/143/hep-mi-ya-tahammul-ya-sefer/</link>
			</item>
	<item>
		<title>Teşekkürler Sana</title>
		<description><![CDATA[Bir soğuk Aralık, bir sıcak Cuma gecesinde başlamış bu uzun hikâyemiz.
Karlar düşerken, şirin Anadolu kasabasının itaatkâr çatılarına, usul usul. Işıklar ürkek bakarken camdan dışarı. Aynen şâirin aklından geçen gibi:
&#8220;Lambada titreyen alev, üşüyor&#8230;&#8221;
Gözleri görmüyor, aklı şaşıyor adamın. Yeni bir yola düşerken bu soğuk günde. Sonradan &#8220;yol onun, varlık onun&#8221; diye belleyeceği dikenli bir yola&#8230;
Neler var bu [...]]]></description>
		<link>http://tahiroglu.com/138/tesekkurler-sana/</link>
			</item>
	<item>
		<title>Vefa, Sadece Bir Semt Olsaydı</title>
		<description><![CDATA[Dostum,
Aramızda vefaya dair bir anlaşma yaptık mı biz? Son ayrılışımızda, birbirimizi son gördüğümüzde, gözlerimiz gizli bir veda anlaşması mı yapıyordu? Neden vefa ile veda arasında bir harf uzaklık (yakınlık) var? Dostum.
Mektup yazıyorum sana, bu beyaz Wordpress kağıdından.
SEO filan diyorlar. Mektupta SEO mu olurmuş. Etiketler var sağda. Ben sana hiçbir etiketi yakıştıramam, yapıştıramam. Ben seni kategoriye [...]]]></description>
		<link>http://tahiroglu.com/136/vefa-sadece-bir-semt-olsaydi/</link>
			</item>
	<item>
		<title>Günahlarımızın Ağır Bedeli</title>
		<description><![CDATA[Adalet isteyemiyoruz bu dünyada. Çünkü insan eliyle dağıtılacak adaletin adalet olmayacağı, tarih kitaplarından, haber bültenlerinden, sinema filmlerinden, yaşadıklarımızdan, duyduklarımızdan&#8230; bildiğimiz gibi besbelli! Bir insana, adaleti, hürriyeti başka bir insan sağlayamadı bugüne kadar. Bir insan, başka bir insanın terazisi olamadı.
Bu işler, insanoğluna göre değil azizim. Çünkü insanoğlu, şaşkın bir teraziye sahip. Hani zabıtaların teftiş ettiği o [...]]]></description>
		<link>http://tahiroglu.com/134/gunahlarimizin-agir-bedeli/</link>
			</item>
	<item>
		<title>Droid, Ne Anlama Geliyor?</title>
		<description><![CDATA[Teknolojik bir yazı olacak, önceden ikaz edelim.
Droid, Amerika&#8217;ya yeni sürülmüş bir cep bilgisayarının adı. İçinde emekleme safhasındaki Google&#8217;ın Android adlı işletim sistemi var ve ilk defa 2.0 sürümüyle bir cihazda dağıtılıyor.  Aşağıdaki resimde, Droid&#8217;in karakterini görebilirsiniz. Evet, o kırmızı şey, Droid&#8217;i çağrıştıran bir anahtar oldu.

Droid&#8217;in arkasında üç büyük adam var: Google, Verizon, Motorola. Apple&#8217;ın Amerika&#8217;daki [...]]]></description>
		<link>http://tahiroglu.com/129/droid-ne-anlama-geliyor/</link>
			</item>
	<item>
		<title>Helvayı Sevdiğini Bilmemek</title>
		<description><![CDATA[Uzun süreli bir seyahate çıkacakken yanınıza alacağınız üç şeyden birisi ne olurdu?
Benim cevabım hazır. Uygulamamla da cevabımı teyid etmiş bulunuyorum. Geçen haftaki gidiş seferimde, uçağın kargo bölümünde, minnoş minnoş sallanan ve ancak dikey yürütülebilen valizin içerisinde, yerel bir market poşetinin içinde o şey duruyordu evet: Antepfıstıklı tahin helvası.
Bu fıstıklı helva, hep kısa yolculuklara programlamışken kendini [...]]]></description>
		<link>http://tahiroglu.com/125/helvayi-sevdigini-bilmemek/</link>
			</item>
	<item>
		<title>Los Angeles Notları</title>
		<description><![CDATA[Microsoft PDC 2009&#8242;a ait teknik notlarımızı bulutların arasında yazıyoruz. Burası işin şahsa özel kısmı. İlginize teşekkür ederiz sevgili okuyucu.
Aşağıdaki satırlar, serseri çağrışımlardan mülhem olabilir. Dikkatli tüketiniz.
&#8230;
Microsoft, neden böyle bir salonu seçti? Neden insanlar 1 ve 0&#8242;ları bu kadar özümsemişler. 1 var ise 0 da mı olmalı aynı yerde? Sıfır, cipher. Hepsi aynı kökten geliyor bu [...]]]></description>
		<link>http://tahiroglu.com/104/los-angeles-notlari/</link>
			</item>
	<item>
		<title>Los Angeles Haftası</title>
		<description><![CDATA[Microsoft&#8217;un yazılım geliştiriciler için düzenlediği ve ürünlerinin vizyonu üzerinden geçtiği PDC 2009 etkinliği için Los Angeles şehrindeyiz bu hafta. Bugün Pazartesi ve ilk etkinliğimiz tam günlük &#8220;workshop&#8221;lara katılmak.
Tercih ettiğimiz workshop, kitaplarını ve makalelerini bildiğimiz kendine &#8220;IndigoGirl&#8221; adını takmış Michele. Konu Microsoft&#8217;un geliştirme teknolojilerindeki yol haritası.
Geleli daha bir buçuk gün olduğu için uyku düzenşi açısından yamuk [...]]]></description>
		<link>http://tahiroglu.com/101/los-angeles-haftasi/</link>
			</item>
	<item>
		<title>Esra Elönü Meselesi</title>
		<description><![CDATA[Şu sıralar meşhur olduğunu gördüğüm bir kişidir Esra Elönü. Meşhur yapan Ayşe Arman; geçelim. Kaba taslak bakarak anladım ki meşhur olmanın kuralı yine şaşırtmak.
Hatun kişi, nefes aldığı renkli atmosferine yabancı kimyasallarla etkileşim içerisinde olduğunu vurgulamış. Cohen geçiyor bir yerlerde. Anladığım kadarıyla Cohen, Nike gibi insanın üstüne giydiği bir şey. Ekşi Sözlük&#8217;teki ufak bir ayar, tam [...]]]></description>
		<link>http://tahiroglu.com/99/esra-elonu-meselesi/</link>
			</item>
	<item>
		<title>Büyük Yalanlar</title>
		<description><![CDATA[
Mustafa Armağan, söylemleri diğerlerine zıt da olsa tarz olarak yine bildiğimiz tarihçileri anımsatıyor. Tarihçi dediğimiz kişiler sanırım hep bu tarz olmak zorunda. Meslek icabı, bizim bildiğimiz şeylerin aslında bildiğimiz gibi olmadığını, bambaşka türlü olduğunu söylüyorlar. Teker böyle dönüyor anlaşılan. En doğru kelimesiyle, budur demek ki racon!
&#8220;Avrupa&#8217;nın 50 Büyük Yalanı&#8221; adıyla çok-satan raflara konumlanma güdüsü içerisinde. [...]]]></description>
		<link>http://tahiroglu.com/97/buyuk-yalanlar/</link>
			</item>
</channel>
</rss>
