13 2 / 2012

Boy Veriyorum Kerem!

Daron Yöndem, kazandığı başarılara saygı duyduğumuz ama iletişim yöntemine itiraz ettiğimiz bir teknoloji “selebriti”si. Son olarak, Facebook adlı, bizim gölgemizin bile uğramadığı platformda, üç gün önce düzenlediğimiz etkinliğe alaycı ifadeler sarf etmiş. 

Münakaşayı seven birisi olsak eğer, bir kamyon laf çıkar buradan. Lâkin öyle olmayacak. Hâlâ “WinRT ne ola ki?” soruları soran bir topluluğu getirdiği yeri bile sorgulamayacağız. Klasik ad-hominem taktikleriyle, etkinliğin organizatörü CETürk‘ü adı üzerinden hedef alışını da bir kenara koyacağız. 

Ne ilginç ki cevabımız, üç ay önce, tam da burada yazılmış. 

Demek ki ölenle ölünmezmiş.

Üç ay önce yazdıklarımız, bir bir gerçekleşmiş; Windows Phone ile modern Windows‘un kernel’i birleşmiş, tablet tarafta SilverLight‘ın olmayacağı resmen açıklanmış ve artık geleceğe ancak Metro/WinRT ile varabileceğimiz, bizzat MS tarafından dile getirilmiştir. 

Eğer, “boyunu aşan” etkinlik görmek isterse, dinleyici olarak bekleriz.

Ve çok geçmeden, şu SilverLight 6 ile ilgili vizyonunu herhangi bir mecradan paylaşırsa paşamız olur. XBOX, LightSwitch, fındık, fıstık… platform bağımsız düşünsün.

12 2 / 2012

Windows’un Tablet Hâli: WOA

Bu ifadeyi Şubat sonunda daha çok duyacaksınız. Ancak şimdiden birçok şey belli oldu. Gizem perdesinin büyük bölümü aralandı. Microsoft, şok etkisi yaratmasın diye sanırım, bir iki haftalık alışma süresi tanıdı. 

Ben de sizi alıştırayım:

  • WOA (windows on ARM), Windows 8’in tablete özel sürümü.
  • WOA, sadece üçüncü taraf için WinRT’ye göre yazılanları destekliyor.
  • Mevcut x86/x64 uygulamalarınız, kesinlikle WOA’da yani tabletlerde çalışmayacak. (Tabletlere girmek için Metro’ya binip Windows Store’dan geçeceksiniz.)
  • WOA’da Office15 var ve klasik masa üstü tarafında çalışıyor.
  • Ancak Office15, temasla kullanıma göre ve ARM mimarisine göre optimize edilmiş
  • Office15 içinde Outlook yok.
  • Outlook yerine sanırım özel bir WinRT uygulaması, Metro tarafında olacak.
  • Klasik masa üstünde IE10 da olacak fakat hiçbir şekilde plug-in desteği içermeyecek. Yani Windows tabletlerde, ne Flash olacak ne de SilverLight.
  • MS’in //Build/ konferasında dediği “biz tablet ile PC’yi ayrı şeyler olarak düşünmüyoruz” söyleminin son derece politik olduğunu görüyorsunuz.
  • Doğru olan şu: MS tablette de PC’de de NT Kernel’ini kullanacak şekilde Windows’u modifiye etti. 
  • Microsoft, elindeki platformların yükünden kurtulmak ve tek bir platformun üzerine daha modüler yapılar kurarak devam etmek istiyor. 

Bir ilginç öykü var. MS’in ARM üzerindeki çalışmalara başladığı tarih, ilk iPad’in Steve Jobs tarafından anonsundan önceye denk düşüyor. Çok önemli bir ayrıntı olarak sosyal camiaya bu haber pompalanıyor.

Bence çok önemli bir ayrıntı değil. Hatta bunu konuşmak ayıp. Bir şeyin tasarlandığı, AR&GE’sinin yapıldığı tarihler, elbette o şeyin anonsundan önceye denk gelir değil mi? Zamanda yolculuk yapamıyorsak bu böyledir. Bu hesapla iPad de ben doğarken AR&GE’si yapılan bir ürün olabilir. Kaldı ki Apple blog’ları da adını hatırlayamadığım bir Pixar çizgi filminde, yıllar önce, iPad-vâri bir cihazın kullanıldığını söylerdi. 

Bu öykü sahipleri lütfen, fotoğrafların bilinçli koyulmuş EXIF’lerinde define aramak yerine, yeni Windows tabletleri ne zaman elimize (ya da “kolumuza”) alıp kullanacağımızı söylesin. 

29 Şubat’ta, Barselona’daki Mobil Dünya kongresinde, en azından bir dananın (ya da boğanın) kuyruğunun kopmasına şahitlik edeceğiz.  

10 2 / 2012

Mutfak ve Muvaffak

Başarı varsa rekabet vardır diyebilir miyiz? 

Piyasaya sürülen ürünlerin, rakipleri arasından sıyrılıp başarılı olduklarından bahsedersek, meselâ bir öğlen yemeği sohbetinde, kulağa abes gelen hiçbir şey olmaz. 

Ama yediğimiz yemeğin, içtiğimiz çayın ya da bir dilim baklavanın “başarılı” olması da nereden çıktı son zamanlarda? Aklımı kurcalayan bir konudur bu. Beş saniye içinde yok olacak bir baklava, acaba neyi başarmıştır? Lezzetli olmayı mı? Taze olmayı mı? Buram buram fıstık kokmayı mı?

Eğer başarı, lezzete dair bir niteleme ise, hiç kasmayıp “çok lezzetli” desek daha münasip olmaz mıydı? Çünkü lezzet, doğrudan o nesneye ait bir nitelik. Üstünde sakil durmuyor. 

Başarı ise biraz gülümsüyor, sanki ha?

O hissetiğimiz başarı acaba kime aittir? Yemeği yapana mı, çayı demleyene mi, baklavayı açana mı? Bir kişiliği, kimliği olmayan, şânı olmayan, adı olmayan, nâmı yürümeyen, gelip geçici bir mâmülün acaba hangi başarısından söz edersiniz?

Meselâ, “iPad başarılıdır” dediğinizde darılmam. Çünkü kendisi yaşayan bir üründür. Kimliği vardır, adıyla kafamızda oluşturduğu bir algı vardır. Hakikaten kendinden menkul varlığıyla, kendi hanesine yazılacak bir başarı kazanacağını düşünebilirim. 

Ama dün içtiğiniz çorbanın başarısı, bence, çorbanın başarısı değildir. Olsa olsa, çorba, ortaya konmuş bir başarının muvakkat bir sonucudur. 

Zannımca, “başarı odaklılık” telkinlerini biraz fazla kaçırıyoruz. O da dilimizde, günlük konuşmamızda dışa vurmaya başlıyor. 

Bir sebep daha geliyor aklıma. Acaba nesnel değerlendirme kaygımızda bir aşırılık olabilir mi? Tekrar şu meşhur çorbaya dönersek… çorbayı “lezzetli” olarak nitelediğimizde, gayet yoğun bir “öznellik” basmış oluyoruz ifademize. Buram buram “ene” kokuyor. Sorun mu? Bence değil. O kadar da hakkımız olsun. Ya “başarılı” dersek? Artık verilere dayalı, hayli bilimsel, hayli maddeci bir yargıya varmış oluyoruz. Öyle bir çorba ki bu deniz kenarındaki Toriçelli de içse, aynı başarıyı konuşacak. 

Bence sevgili okur, çoğu zaman hissettiğimiz, metrikten önce gelir. Kod değil ki bu. Çorba.

08 2 / 2012

Amazon.com, Yeryüzüne İlk Dükkanını Açıyor

Dünyanın online alışveriş hocası ve sevilen esnaf abisi Amazon.com, sanaldan fiziksele doğru olan akıma kapılmış ve önümüzdeki aylarda Seattle’a ilk dükkanını açacakmış. 

Türkiye’de buna benzer başarılı örneği E-Bebek ile gördük. İnternet sitesi ile iyi belirlenmiş bir alana dalan E-Bebek, sonradan dikkat çeken bir mağaza zinciri oluverdi. Adında hâlâ elektroniğin “E”si olsa bile artık asıl ciroyu dükkanlardan yapıyordur diye düşünüyorum. 

Elektronik ticaret ile klasik ticaretin arasında gizemli bir ilişki var. Her ne kadar, elektronik ticaret, diğerinden pay alıyor olsa bile, aslında kendi alanını genişletiyor. Bu konularda tam, net bir yargıyı kimse söyleyemiyor. Diyemiyor ki şu sektörde, elektronik ticaret hareketleniyor, şu sektörde geriliyor. 

Bizce sevgili okur, asıl espri, sizin tüketici ile sıkı bir bağ kurup, onunla karşılıklı rıza ilişkisi içerisinde hareket etmenizde yatıyor. 

Eğer bu noktayı kaçırmazsanız, elektronik ticaret de yapsanız, klasik ticaret de yapsanız, voleyi vuruyorsunuz. Müşterileriniz de sizi tercih etmekten memnun kalıyor. Hiç “memnun müşteri” kadar değerli bir potansiyel olur mu? 

Ufak bir örnek vereceğim: Vatan Bilgisayar. Çok iyi bildiğiniz bir teknoloji mağazası zinciri. Yolunuz düşüp mutlaka bir şeyler almışsınız buradan. Hatta sırf buradan indirimli almak için Finans Bank’ın işe yaramaz kartını aldığınız da olmuştur. Vatan’ın diğer teknoloji mağazalarına göre çok önemli bir avantajı var: internet sitesi.

Vatan aslında online alışveriş tarafını da güçlü tutmaya çalışan bir firma. İnsanlar, Vatan’dan online alışveriş yapmasa bile, dükkanını tercih etmeye daha meyilliler. Çünkü biz müşteriler, hep en günceli, en doğruyu isteriz. Bu nedenle sık sık güncellendiğini bildiğimiz, hissettiğimiz bir internet sitesine bakmak isteriz. Vatan, internet sitesiyle, ilk baktığımız adres olabiliyor. Ayrıca, klasik dükkanları aracılığıyla da kargo beklemeden alabilme fırsatı sunuyor. Yani, seçme imkanımız var. Bu nedenle, Vatan’a bakmadan geçmiyoruz. Bimeks ve Teknosa gibi zincir mağazaların online alışveriş sistemlerini kullandınız mı hiç? 

Dediğimiz gibi, müşterinin kalbini kazanmak istiyorsanız, ya elektronik ya klasik demeyeceksiniz. Her yerde onunla olduğunuzu hissettireceksiniz. Farklılığınızı, hizmet verdiğiniz her “kanal”da sürdüreceksiniz. İnternet siteniz berbat, dükkanınız güzel olmayacak. Hepsi güzel, hepsi alımlı olacak ve hepsine sizi siz yapan detaylar koyacaksınız. 

Son olarak… Sitenize Flash animasyonlar koymayı bırakacaksınız. Biraz uyanık gezeceksiniz. 

Görünüşte ticarete ait pek çok kural değişse de ben bu işin hâlâ esnaflık ve profesyonellik arasında bir yerde durduğunu iddia ediyorum. 

03 2 / 2012

Windows Phone 8’in Keli Gözüktü; SilverLight Musalla Taşında

İmamın nasıl bilirdiniz sözünü söyleyeceği gün yaklaşıyor. Büyük heyecanlarla sunulan ve zengin internet aplikasyonları yazanları hakikaten peşinden koşturan, güzel mi güzel logolu SilverLight, bitkisel hayata girmiş oluyor. 

Kısaca, son gelen gayri resmî haberlere göre Microsoft, Windows Phone 8’de, Windows 8 çekirdeğini (MinWin) kullanacak. İçinde SilverLight, sadece geriye uyumluluk için olacak. Platform artık başka platform. Yine bir yazımızda dediğimiz gibi (kaçınılmaz olan) yani masa üstü Windows 8 ile telefon olan Windows Phone 8’in birleştiğini görüyoruz.

Ne demiştik ey okur hatırlar mısın:

Ben kendi tahminimi ya da temennimi ileteyim. 

Windows Phone 7’nin tüm API’sini WinRT’ye taşısınlar. Yeni Windows Phone uygulamaları, WinRT API’si üzerine yine XAML/C#/C++ ile yazılsın. Mevcut uygulamalar çok basit bir şekilde XAML değişikliği olmadan, kod dosyalarında ufak modifikasyonla WinRT’ye taşınabilsin. XNA uygulamalarını da bir şekilde halletsinler, onu da ben düşünmeyeyim. Tüm bu geçiş sürecinden sonra elimizde tek bir SDK kalsın. O da WinRT. İstersek C++ ile Windws Phone uygulaması yazalım ve performansın dibine vuralım. 

SilverLight’ın cansız bedeni yere serildiğinde, Windows Phone da Windows 8 ile birleşmiş, yek vücut olmuş olacak.

Gelen yeni habere göre, Windows Phone 8’de asıl uygulama geliştirme tarzının WinRT ile olacağı gün gibi âşikar. Çünkü adamlar, Windows Phone 7.5 uygulamalarının tam uyumlu çalışacağından bahsediyorlar. Bir şey geriye uyumlu çalışacaksa, o zaman bir de “yeni” var demektir. İşte o “yeni”, SilverLight değil, WinRT’dir. Windows 8’deki API’lerin çoğu Phone 8’de de olacak ve uygulama geliştirme modelleri de birebir aynı olacak. İsterseniz C++ ile hâlis muhlis (native) Windows Phone uygulamaları da yazabileceksiniz. Belki de bu geçişlerde sizin için en şahane şey, kaybolmayan XAML tecrübeniz olacak. XAML ile nereye gitseniz, ekmek yiyeceksiniz.

Microsoft’un doğru yolu bulduğunu düşünüyorum ama elindekileri bir çalkalaması gerekiyor. Neticede 2012, geliştirme platformlarında yaşanacak sarsıntılarla geçecek. Sağ kalmaya bakın! 

Bir yandan merak ediyorum… SQL Server 2012 çıkıyor diye telaşlanan veri tabanı yöneticisi veya programcısı var mıdır? 

29 1 / 2012

Biz İstanbul’un kara yenilişini seviyoruz. O da diğerleri gibi bir şehir ve kar yağdığında çocuk gibi masumlaşıyor.

Biz İstanbul’un kara yenilişini seviyoruz. O da diğerleri gibi bir şehir ve kar yağdığında çocuk gibi masumlaşıyor.