Taşlar Yerine Oturdu
Konumuz yine Microsoft geliştirme teknolojileri.
Gürültülü geçen 5 Build günü sonrası anladıklarımız şunlar:
1 - Windows 8, bugüne kadar bildiğimiz klasik Windows form arayüzlerine ilaveten yeni bir kullanıcı arayüzü platformu getiriyor. Bu platform, mevcut “start” menüsünün yerine geçiyor. Platformun adı da daha önceden bilinen Metro.
2 - Metro, .NET’in küçük bir profili üzerinde C#-XAML diliyle ya da doğrudan C++-XAML diliyle yazılabiliyor. Ya da HTML5-Javacript dilleri de kullanılabiliyor.
3 - Metro’nun dünyamıza girmesinin tek ama tek esprisi var: dokunmatik tabletler. Tabletleri yeniden dünyanın gündemine sokan da iPad.
4 - Metro uygulamaları, mevcut Windows ekranlarından oldukça farklı bir deneyim sundukları için, geliştiriciden çok kullanıcıya bir “devrim” olarak görünüyor. Geliştiriciler yine bildikleri araç ve dilleri kullanıyorlar.
5 - Metro’nun geliştiriciye getirdiği yenilik, yeni “native” API’ler: WinRT. Bu API’ler, .NET fonksiyonalitelerinin bir kısmını daha Metro-vâri biçimde tekrar ediyor. .NET ile Metro yazarsanız, CLR’nin ufak bir profili yine çalışıyor.
Benim yorumlarım:
1 - Tamam, bir şeylerin öldüğünü söylemek kolay geliyor. .NET öldü, SilverLight öldü diye ağzımızdan çıkıveriyor fakat, Build, bunları tam söyleten bir konferans değil. Henüz öldü denecek bir şey yok fakat Bolu Tüneli açılmış oluyor. Dağ yolu, kapanmasa da müşteri kaybedecek. İsmail’in Yeri’ni mutlaka otobana taşımak lazım.
2 - Şu anki Metro felsefesinin bir tarafı aksıyor gibi. Çünkü hem izole ortam hem App Store mantığıyla dağıtılan, güvenli Metro uygulamaları yanında, cihazın tüm kaynaklarına ulaşan klasik masa üstü uygulamalarını da çalıştırabiliyoruz. Yani bir yanda çok güvenli, Microsoft’un sertifikasyonla kendi dağıttığı üçüncü parti Metro’lar var. Diğer yanda, tamamen kullanıcının kontrolünde, bilgisayarın kimyasını bile değiştirebildiğiniz uygulama dünyası. Azıcık bir ferasetle, bunun hafif bir geçiş dönemi olduğunu söyleyebilirsiniz. Zaman içerisinde, sadece Metro çalıştıran bir Windows edisyonuna doğru gideceğimiz aşikar. (Üstad John Gruber de aynı şeyleri düşünmüş.) Peki prodüktivitemiz ne olacak? Microsoft’un reçetesi Hyper-V. Metro içerisinden Hyper-V’ye ve oradan da masa üstü dünyasına geçeceksiniz sanki. O dünya ise, sizin kişisel verilerinizi içeren, Metro dünyasına doğrudan erişemiyor. Oldu mu? Bu geçen zaman içerisinde, paralel olarak Metro uygulamalarında da önemli artış olacak. Bu artışa en önemli katkıyı, tabi ki Microsoft yapacak. Office paketini tamamen Metro’da, yeniden yazdığını düşünün. Sürekli yetenekleri artan ve klasik versiyonuna ihtiyacı azaltan bir Office’i görmek için çok beklemeyeceğiz.
3 - Aslında Microsoft, dokunmatik dünyaya özel bir arayüze geçerek, doğru olanı yaptı. Phone 7’de aldığı kararı, buraya uyguladı. Apple‘ın hata yapmadığı bir alanda, onu takip etti. Dokunmatik dünya, yepyeni bir arayüz deneyimi yaşatıyor. Tüm uygulamaların da MUTLAKA buna göre yazılması gerekiyor.
4 - Gelecek XAML’ın olacak. Microsoft dünyasında top koşturan oyuncuların ne yapıp edip, XAML’ca konuşmayı öğrenmesi gerekiyor. Hem masa üstü tarafta ve hem de gelişecek olan Metro tarafta, ana dil, XAML olacak. XAML pek güçlü bir dil. İyi tasarlanmış bir dil. Öğrenmeye ve derinleşmeye değer.
5 - Microsoft, sunucu teknolojilerinde de Metro’yu epey vurguladı. Özellikle RemoteFX’te “adaptive graphic rendering” diye bir gelişmeden bahsettiler. Bu iş, uzak Metro’ların aynen lokal gibi dokunmatik deneyimle, akıcı bir şekilde kullanılması demek. Bu iş, uygulamaların içini de kapsıyormuş. Demek ki XAML tabanlı arayüz, RemoteFX istemcisinde “render” ediliyor. Pazarlama metinleri arasından doğru anladıysam, böyle.
E o zaman, önümüzde epey iş var. Çıkışta görüşelim.