Sümerler ve Parşomenler
Bazen düşünüyorum… acaba şu hâlimizi görse atalarımız, kağıdı icad etmeye gerek yok, işimize bakalım, ava çıkalım derler miydi? Kağıda yaptığımız nankörlüğün bini bin para. Daha geçen gün evden bir kamyon kağıt attık. Attığımız için adı “atık” oldu.
Var gücümüzle “elektronik ortam”a geçelim diyoruz. Faturasını e-fatura olarak isteyenlere ufak armağanlar veriyorlar. Amazon’un e-kitap satışları, kağıda baskılı kitap satışlarını sollamış bile.
Ademoğlu, kağıda karşı bir “soğuk savaş” devrinde.
Tamam kağıdı bir kenara bırakalım, yazıya geçelim. Bakın Sümerler, ne güzel eserler bırakmış:

Bu figürlerle sözü kalıcı hâle getirmişler. Yazı diye bir şeyi bulduklarından haberleri olmadan…
Biz de yazmaktan uzaklaştıkça, yazmak yerine karaladıkça, Sümer ruhuna bir figür daha yaklaşacağız anlaşılan.
Aslımıza rücu etmek gibi bir yola girmişiz.
Yarının dünyasında, sıradan ders kitapları, hafta sonu gazetelerine iliştirilen reklam broşürleri bile müzede sergilenecek. O era’nın çocukları müze gezerken, bir zaman kağıda yazarlarmış diye hayretlere gark olacak belli ki.
Hiyeroglife geçtiğimiz gün, döngümüzü (fasit dairemizi) tamamlamış olacağız. Twitter, boşuna resim ekleme koymadı. Yarına hazırlık…