4 Sene Önce Twitter Dutluktu
Twitter sitesine kayıt olmamın 4. sene-i devriyesi. 4 senede, 57 takipçi, 446 adet lakırtı. gayet başarısız, perişan bir profil.
Üzülmüyorum. Twitter akımından herhangi bir beklentim, menfaatim ya da gocuntum yok. Varsın, öyle bir dünya yürüsün.
Niye kayıt olduğumu da bilmiyorum. Bir teknoloji sitesinde denk gelip, deneme amaçlı girmiş olabilirim.
Peki Arap Baharı’nın dinamiti derecesine gelmiş bu dev teşkilata karşı neden bu kadar duyarsızım? Sosyal etkileri diğer tüm siteleri geride bırakmış bu mekanı neden kendime ait hissetmiyorum?
Psikolojik olarak etkileniyorum Twitter kaosundan.
Sanki, boş bir alanda, milyarlarca insan, kendi ana dillerinde ya da uydurdukları alt-dillerde ağzına geleni söylüyor. Ben de ortalarında durmuş, kulağımı hangisine çevirsem de dediğini anlasam diye çırpınıyorum. Düşünmesi bile ürküten bir mahşer provası!
Her nasıl ki televizyon, sürekli boş beleş yayın yapan kanallar arasında “zap” yaparak vakit geçirten bir makine ise, Twitter da internetin “zap” makinesi. Bir fark var tabi. Burada herkes kendi yayınını yapıyor. TV izlediğim zamanlar 30 kanalı idare edebiliyordum hadi de bu Twitter idare edilemez safhada.
Twitter’ın asıl büyük problemi de ana akışın gruplanamaması.
Takip ettiğim teknik bir adamın yazdığı teknik bir laftan sonra, canı yoldaki kediye sıkılmış bir kankiyi duymak, nasıl bir kontext zıplamasıdır düşünün. Kişisel olarak mesajlaşmayıp, ahalinin önünde laflaşan abiler de buranın ayrı bir cilvesi.
Sevmiyorsan kullanma. TV yayıncıları da bunu diyor. Benim yayınlarımı izlememe özgürlüğün var. O zaman benim de azıcık eleştirme özgürlüğüm olsun.
Yalnız, 4 sene önce bu Twitter’ın dutluk olduğu doğru bir önerme.