İnsana İnsanca Muamele Etmek
Bir işi gerçekleştirmek için bir araya gelmiş parçalar bütünü, sistem olarak adlandırılıyor. Sistem bileşenleri, ahenk ile adandıkları dava için çalışıyorlar. Onları kullananlar ise bizleriz, yani, insanlar.
Bu sistemler, ne kadar karmaşık olurlarsa olsunlar… bize bizim dilimizde konuşmak zorundalar. Bize, insanca muamele etmek zorundalar.
Bilgisayar uygulamaları için de aynısı geçerli. Dünyayı yok etmek gibi sofistike bir iş de yapıyor olsa, bize sunacağı yalnızca bir tane kırmızı düğme olmalı: “yok et”.
Bir uygulamanın nasıl çalıştığını anlamak için üstün zekâlı olmamıza gerek olmamalı.
Bir uygulama, hep söylediğimiz, “ağyarını mâni, efradını câmi” prensibiyle arayüzünden iş katmanına kadar her noktasında “az ama öz” olmalı. Gereken her şeyi içermeli. Gerekmeyen şeylerden azade olmalı.
Dikkat edin. Aslında tadına doyamadığımız her uygulama, bu prensiple yapılanlardır. Her şeyin olabildiğince karmaşıklaştığı dünyamızda, sevgimizi kazananlar, en basitleri, en kolayları ve bize insanca muamele edenleridir.
Artık “yazılım” hayatımızın tam orta yerinde. Mahremimize bu kadar girmiş bir varlığın, elbette makine gibi değil, insan gibi iletişim kurması, işlemesi gerekli.
Yarının dünyasında, insana en yakın olanların sözü geçecek.