Dört Nala Koşan Çekirdekler
Mikro işlemcilerin hızları epeydir artmıyor, farkında mısınız? Takıldı kaldılar 3 ghz seviyesine. Halbuki biz bebekliğimizde, ne masallar dinlerdik. Ellerinde 15 ghz’likler varmış da piyasaya sürmüyorlarmış, falan filan.
O masalları unutuvermişiz. Kaç senedir avutuluyoruz aynı frekans değerleriyle.
Şimdi elimizdeki mikro işlemciler, yatay büyüme gösteriyor. Hızları artmıyor ama sayıları artıyor. iPhone 4S, iPad 2 gibi cihazlarda bile şimdi çift çekirdek var.

Çekirdek sayısı artıyor da bizim bundan kârımız ne olacak?
Öyle mucize beklememeliyiz. Çünkü çekirdek sayısının artması, var olan bir programın daha hızlı çalışmasını sağlamayacak. Bu yanılgıya düşmeyelim. İşletim sistemlerinin hızlandığını göreceğiz. Temel görevleri hızlı yaptıklarını göreceğiz. Ama elimizdeki eski programlarımız, işlemci çoklandı diye malesef dört nala koşamayacak.
Çünkü arkadaşlar… çok çekirdekli bir ortamda çok özel kodlar yazmak gerekiyor. İş yükünü paralel olarak çekirdeklere bölmek gerekiyor. Deyim yerindeyse, makinedeki tüm işlemcileri, adil bir paylaşımla koşturmak gerekiyor.
Elimizdeki kadük programlar, sadece tek atı koşturmayı biliyorlar. Birden çok atı koşturamadıkları için, performanslarında ciddi bir artış göremiyoruz.
Bu yatay artışın bir süre devam edeceğini görüyoruz. Yani çekirdek sayılarımızın 16’ya kadar yolunu yapmışlar şimdiden.
İşletim sistemleri buna kolay adapte oluyor. Olacak da. Asıl mesele bizim uygulamalarımız olabiliyor mu? Programlama platformlarının birçoğu, bu gelişmelerden ötürü paralel programlamaya hususi destek verir oldu. Destek tamam, helva tamam mı?
Yeni nesil uygulamaların kırbacı eline almasını istiyoruz:
