Trend ile Tren Arasındaki İlişki
Hayatta her saçmalığı savunacak birisi, mutlaka bulunur. Böyle bir laftı sanırım. Avni Çetinkurt’un yıllar önceki Geyik Şatosu‘nda görmüştüm.
O günden beri bu lafın taraftarı ola geldim. Paradoks bu ya, ben de bu lafı savunur oldum.
İsyanım dağlara değil, isyanım ovalarda, düzlüklerde yaşayan şehir insanının kendine put yaptığı değerlere. Teenage kızların sevgilisi bir şair abinin dilinde, “değersiz değerler”e.
Önceden televizyonlardı bu putların önde gideni. Üniversite çağımı hatırlıyorum. Her sabah, bir önceki akşam izlediği yerle yeksan rezillikleri anlatan adamlar olurdu etrafımda. Televizyonun, kumanda ile enjekte edilen bir uyuşturucu olduğunu anladığım, idrak ettiğim yıllardı.
Akıllı adamlar, her gün televizyonda, kendilerinden daha az akıllı adamları izleyip, bir sonraki güne muhabbet çıkarıyorlardı.
Yıllar geçti. Televizyon putu, yerine internet putunu koydu. Şimdi televizyonlar, “internette en çok paylaşılan…” başlığı ile geçiyor haberlerini ya da geyiklerini.
Akıl dolu anlarımızı, şimdi internette tüketiyoruz. Yaptığımız iş, daha az akıllı olduğunu gördüğümüz insanları izlemek, konuşmak. Ve eğlenmek.
Eğlenmek için geri zekalı şeyler arıyoruz. Eğlenmemiz için Ozan Güven’in bar çıkışında muhabire küfür etmesi gerekiyor. Eğlenmemiz için bir grup vahşinin kedi köpek yakması gerekiyor. Eğlenmemiz için bir şarkıcının boyundan büyük laflar etmesi gerekiyor.
Ana akım dediğimiz halbuki ana akım olmayan geri zekalı akım olan medya, internet siteleri, gazeteler… hepsi bu erozyon ve korozyona katkı sağlamayı görev biliyor.
Malesef, Twitter denen şey de bir ana akım temsilcisi olmuştur. Erozyondaki büyük katkıları nedeniyle, onun “Trends” dediği yer, uzak durmamız gereken bir yerdir. Twitter, önden giden putlar arasında yerini almışken; Trends de onun hipnoz aracı olarak görev yapmaktadır.
Lafa diyez’le başlayamayın. Neyle başlayacağınızı biliyorsunuz.