Infosuicide: Sanal İntihar
“Infosuicide”, internet dünyasında iki tanınmış Ruby (_why) ve Python (Mark Pilgrim) programcısının ortadan kayboluşuyla dikkatleri celb eden bir kavram. Özetle infosuicide, belli bir camia tarafından tanınan, nâm sahibi bir şahsiyetin ansızın tüm “online” kimliklerini silmesi, tüm yaptığı işleri kapatması ve online olarak ulaşılamaz hâle gelmesi olarak tanımlanıyor. Tam karşılamasa da “sanal intihar” diye Türkçeleştirelim derim.
Bu kişilerin birden bire yok olmaları, ait oldukları camiada epey çalkantı doğuruyor. Çünkü adamlar, yaptıkları işleri de kapatıyorlar. Örneğin Mark Pilgrim, çok faydalı “Dive into X” serisi öğretici siteleri tamamen kapatıp, hatta kapatmak değil de hepsine “HTTP 410 GONE” durum kodu döndürüp gidiyor.

Mark Pilgrim boş değil, işe feylosof edasıyla yaklaşıyor. 2003’te, blog’undan bir lafı:
“HTTP 410 hata kodunu sevmek, her şeyin fâniliğini sevmektir.”
Kendisi ortadan kaybolunca, sevenleri polise haber veriyorlar. O da sevenlerine, kızgın olduğunu belirtip, beni rahat bırakın mesajı gönderiyor.
İnsanlar, bu online şebekede gereğinden çok vakit geçirdiğinde; dijital unsurların girmediği, tamamen fizik kanunlarının işlediği gerçek dünyayı arzulamaya başlıyor. Programcıların tavuk yetiştirme hevesi de hep bu meseleden dolayı. Kimileri, işi kökten çözüyor. Dijital kimliklerini ve internete bıraktıkları tüm eserleri silip, hayatına bir ırgat olarak devam etmek istiyor. E-mail adresi olmayan, PTT’nin bile zor ulaştığı, TV izlemeyen, takvimden bîhaber, hiçbir toplantıya geç kalmayacak ve hiçbir doğum gününü kaçırmayacak, sıradan bir dağ köylüsü… Ya da Alaska’ya doğru bir serüvene başlayan Chris.
“Sanal intihar”ı, artan sosyal medya çılgınlığı ve mobil internet imkanları sebebiyle, bundan sonra daha sık duyacağız gibi.