Yeryüzünde Bir Yer: Endülüs
Anladım ki her insanı çeken bir yeryüzü bölgesi var. Buna memleket mi diyeceğiz? Hep doğduğumuz, büyüdüğümüz yere memleket diyoruz. Peki bizi çeken yer doğduğumuz, büyüdüğümüz yer değilse?
Beni çeken yeri uzatmadan söylüyorum: Endülüs.
Şu dünya hayatımda, görmeden gitmek istemediğim şehir, bölge, kıta! Endülüs’ü istiyorum. Gırnata’yı, Kurtuba’yı, El-Hamra’yı… alayını istiyorum.
Okullardaki tarih derslerinde üzerinden geçiverdikleri bu aşmış bölgede nefes almak, bir medeniyetin varsa kalmış parmak izlerine parmaklarımı değmek istiyorum.
Tarık bin Ziyad, geri dönemeyelim diye gemileri yakmıştı. Avrupa milleti de geri gelmesinler diye bir yıldız medeniyeti yaktı. Belki külleri duruyordur ha?
Endülüs’ün benim için istisnâi yanını nasıl anlatayım daha bilmiyorum. Oraya bir gün gidersem, daha fazla şey yazacağıma eminim.
Eğer siz de fırsat bulursanız, Tarık bin Ziyad’ın gemilerini takip edin. Dilinizde Sezai Karakoç’un mısralarıyla:
“Daha ne anlatayım, yüreklerin erimesi için bir tanesi yeter anlattıklarımın..”
Tüm Endülüs şehitlerinin ruhuna saygı ile.